ERGENEKON'DAN ÇIKIŞ (KURT DESTANI)
Bir kurt görün bu gece, rüyanız parçalansın.
Bir kutsal ışık görün, riyanız parçalansın.
Bir Bozkurt pençesiyle mayanız parçalansın.
Beni görün bu gece, bir Kurt görün, bir beni. Bize artık susmak yok, bir Kurt vurun, bir beni...
Elin ekmeği ile yaşayan Kurt kahrolsun. Boynunda tasma izi taşıyan Kurt kahrolsun.
Kar yağmış dağlarına, üşüyen Kurt kahrolsun.
Kahrolsun Kurt postunu giyen yalancı kuzu. Dağıtanlar kahrolsun, Kurt sesli ordumuzu.
Ne düşlerimiz vardı, bir kara yel savurdu.
Deli taylarımızı hain oklar devirdi.
Yoksa hata yapuk da, Tanrı mı yüz çevirdi?
Ey Kurt soylu milletim, ey Tanrı'nın kırbacı.
Bu düzene kanmayın, and olsun ki yalancı!
Kaç kere kuşatıldım, dara düştü umudum. Bayrak gibi devrildi, yere düştü umudum. Tanrı'ya dua ettim, Kurtlar gibi uludum.
Dedim, bu hüsran artık sonuncu olsun, en son. Dayanacak sabrım yok, yüreğim Ergenekon.
Hani, Çinli katuna kanan kağan, vardı ya?
Hani, şehzadeleri bir bir boğan, vardı ya?
Ve tek kalıp, sütünü Kurtla sağan, vardı ya?
Bu destanda ben kimim, siz kimsiniz, a beyler? O susuş neler saklar, bu feryat neler söyler?
Bir gün, yerin üstüne gece örtüldüğünde. Binlerce tutsak Bozkurt ipten kurtulduğunda. Mahşeri çığlıklarla gökler yırtıldığında.
Bu, bizim dönüşümüz, destanımız olacak. Doğmamış çocuklara, şerefimiz kalacak.
Ey, öz çocuklarının boynunu sıkan düzen!
Hak kırbacıyla halkın canını yakan düzen. Devşirme dervişlere tekke bırakan düzen.
Her hesabın bir tersi, her zulmün süresi var.
Bir tilki hükmü varsa, bir de Kurt töresi var.
Bir Bozkurt Töresi var!
Yorumlar
Yorum Gönder