ÖMER SEYFETTİN
Doğum tarihi: 11 Mart 1884, Gönen-Balıkesir
Ölüm tarihi ve yeri: 6 Mart 1920, İstanbul
Eş: Calibe Hanım (e. 1915–1918)
Defin yeri: Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul
Çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden öykücü Ömer Seyfeddin ağdalı Osmanlıca yerine günlük konuşma dili olan sade Türkçe'yi yazı dili haline getirdi. Ömer Seyfeddin'in ünlü öyküleri arasında Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lale, Tarih Ezeli Bir Tekerrür, romanları arasında Efruz Bey ve Yalnız Efe sayılabilir. Edebiyatta Türkçülük akımının kurucularından olan Ömer Seyfeddin Türkçede sadeleşmenin savunucusu ve Türkiye kısa hikâyeciliğinin öncü ismidir.
Hayatı:
Ömer Seyfeddin, 1884 yılında Gönen, Balıkesir'de doğdu. Önce Mekteb-i Osmanî'ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı.
Ömer Seyfeddin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Seyfeddin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendiridi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfeddin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.
Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfeddin’in ölümü ise tam anlamıyla korkunç oldu. Seyfeddin, 1920’den şeker hastalığından dolayı Haydarpaşa Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadıköy dolaylarındaki evinde yalnız yaşayan Seyfettin’in şeker hastası olduğundan kendisinin bile haberi yoktu. Çünkü o zamanlar ne şeker hastalığı diyabet ne de ilacı olan insülin biliniyordu. Ömer Seyfeddin yemek yiyemiyor, giderek zayıflıyordu. En yakın arkadaşı Ali Canip, Seyfeddin ile ilgileniyor, kendi evinden ona yemek taşıyordu. Doktorlar ise bol bol meyve yemesini ve meyve suyu içmesini söylüyorlardı. Ömer Seyfeddin durumu giderek kötüleşti ve hastanede yattığı süre boyunca gözlerini hiç açamadı. Hastaneye kaldırıldıktan iki hafta sonra hayatını kaybetti.
Ruhu şad olsun.
Doğum tarihi: 11 Mart 1884, Gönen-Balıkesir
Ölüm tarihi ve yeri: 6 Mart 1920, İstanbul
Eş: Calibe Hanım (e. 1915–1918)
Defin yeri: Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul
Çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden öykücü Ömer Seyfeddin ağdalı Osmanlıca yerine günlük konuşma dili olan sade Türkçe'yi yazı dili haline getirdi. Ömer Seyfeddin'in ünlü öyküleri arasında Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lale, Tarih Ezeli Bir Tekerrür, romanları arasında Efruz Bey ve Yalnız Efe sayılabilir. Edebiyatta Türkçülük akımının kurucularından olan Ömer Seyfeddin Türkçede sadeleşmenin savunucusu ve Türkiye kısa hikâyeciliğinin öncü ismidir.
Hayatı:
Ömer Seyfeddin, 1884 yılında Gönen, Balıkesir'de doğdu. Önce Mekteb-i Osmanî'ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı.
Ömer Seyfeddin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Seyfeddin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendiridi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfeddin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.
Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfeddin’in ölümü ise tam anlamıyla korkunç oldu. Seyfeddin, 1920’den şeker hastalığından dolayı Haydarpaşa Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadıköy dolaylarındaki evinde yalnız yaşayan Seyfettin’in şeker hastası olduğundan kendisinin bile haberi yoktu. Çünkü o zamanlar ne şeker hastalığı diyabet ne de ilacı olan insülin biliniyordu. Ömer Seyfeddin yemek yiyemiyor, giderek zayıflıyordu. En yakın arkadaşı Ali Canip, Seyfeddin ile ilgileniyor, kendi evinden ona yemek taşıyordu. Doktorlar ise bol bol meyve yemesini ve meyve suyu içmesini söylüyorlardı. Ömer Seyfeddin durumu giderek kötüleşti ve hastanede yattığı süre boyunca gözlerini hiç açamadı. Hastaneye kaldırıldıktan iki hafta sonra hayatını kaybetti.
Ruhu şad olsun.

Yorumlar
Yorum Gönder