KİTABIN ADI : SÜRGÜN
KİTABIN
YAZARI : REFİK
HALİD KARAY
YAYINEVİ
VE ADRESİ : İNKILAP
YAYINEVİ – ANKARA CADDESİ NO:95 SİRKECİ
BASIM
YILI :1998
KİTABIN
KONUSU : SÜRGÜNE
GÖNDERİLEN BİR SUBAYIN SURİYE’DE BAŞINA GELEN ÇOK İLGİNÇ OLAYLARI ANLATIYOR. BU
SUBAYIN ARKADAŞLARI, AİLESİ VE KENDİSİ İLE İLGİLİ OLAYLARI İŞLEMİŞTİR.
KİTABIN
ÖZETİ :
Romanda sürgüne
gönderilen bir yüzbaşıdan bahsedilmektedir. Hilmi efendi görev sırasında bir
üst komutanı ile haklı olduğu bir konuda tarşımya yaşayınca Beyrut’a sürgüne
gönderiliyor. Daha gitmeden sürgünün ne kadar kötü ve çekilmez olduğu hissine
kapılıyor. Hayatında ilk defa gittiği Beyrut şehrinde başına nelerin
geleceğinden, kimlerle tanışacağından habersiz bir ruh hali ile gidiyor
Beyrut’a. istanbulda bir karısı ve birde Seher adında bir kızı vardır.bir
taraftan da onlardan ayrılmanın üzüntüsünü yaşamaktadır.
Beyrut’a geldiği ilk günlerde çok
yalnızlık çeker. Cebinde ki para çok kısıtlıdır.bir iş bulana kadar o para ile
geçinmek zorunda olduğu için yemeğinden bile tasarruf yapmak durumaundadır.
Daha sonraları Türklerin yaşadığı
mahallelerde bulunan kahvelere gidip dertleşebileceği memleketten
konuşabileceği birilerini aramaya başladı. Hilmi efendi gerçekten çok efendi
bir insandıhiç kimse ile bir sorun yaşamazdı. Bir gün tesadüfv eseri Beyrut
mahallelerinde gezerken eski bir arkadaşına rastladı. Arkadaşı gazoz satıyordu.
Onu hemen tanımıştı. Hemen muhabbet etmeye başladılar. Hilmi efendi buna çok
sevinmişti. Arkadaşının adı Çopur Apti idi. Bundan sonra arkadaşları ile
beraber kalacaktı. Çopur Apti’nin iki arkadaşı daha vardır. Bunlardan birisi
çok etkileyici gazeller yazabiliyordu. Hilmi Efendide bundan sonra Çopur Apti
gibi gazoz satmaya başlar. Ama herşey
hilmi Efendinin hesapladığı gibi gitmez. Tam işler yoluna koyulfdu
derken, bir sabah Hilmi Efendi gazoz almaya dükkanın önüne geldiğinde dükkanın
kepenklerinin kapalı olduğunu fark eder. Adam
gece toparlanıp kaçmıştır.
Nedenini anlamaz. Neyse ki çalışırken biraz para biriktirmişitir. O para
ile birkaç hafta daha karnını doyurabilir fakat daha sonra ne yapacağını
bilmez. Arkadaşları ile kavga yapmaya başlar. Arkadaşları siyatle çok
ilgilenirler. Ve sürekli bu konuda tartışmalar yaparlar.bu da Hilmi Efendinin
hiç hoşuna gitmezdi. Bu sırada arkadaşlarından biri vefat eder. Buna çok
üzülürler. Hilmi Efendi daha fazla tahammül edemeyip onların yanından ayrılır.
Neyseki Hilmi Efendi İstanbulda görev yaparkanbirlikte çalıştığı büroratlarla
karşılaşır. Bu olay onun için çok büyük moral olur. Bu sırada İstanbul ‘daki
ailesi ile sürekli mektuplaşmaktadır. Son zamanlarda annesi kızı Seher’e sahip
olamadığını geceleri eve gelmediğini yazınca Hilmi Efendinin kafası bir hayli
bozuluyor. Ve Hilmi Efendi acaba bir yolunu bulup İstanbula gidebilirmiyim diye
düşünmeye başlar. Fakat bu isteğinin ne
kadar imkansız olduğunun da farkındadır. tanıştığı arkadaşlardan birisi onu
evine yemek yemeye davet eder. Bu Hilmi Efendiyi çok mutlu etmiştir. Hem eski
günlerden konuşup anılarını yaşatabileceklerdi hem de son günlerde yaşadığı
sıkıntılı günleri biran olsun unutabilecekti. Yemeğe gitti çok güzel bir gün
geçirmişti. Arkadaşı Hilmi Efendiyi tanıdığı için onun kimsenin hakkına tecavüz
etmiyeceğini ve hiç kimseye karşı kendi çıkarları doğrultusunda olsa bile
ahlaksız davranışlarda bulunmayacağını biliyordu. Bu nedenle onu uyarma
ihtiyacı hissetti. Çünkü Beyrut gibi bir yerde bu şekilde yaşayabilme şansı çok
azdı. Hilmi Efendi biraz daha dikkatli olmaya çalışacağına dair kendi kendine
bir karar aldı. Hilmi Efendinin İrfan adında çok eskiden tanıdığı bir arkadaşı
vardı.karşılaştıklarında Hilmi Efendi o kadar çok sevinmişti ki bir an bütün
dertlerinin çözüm bulacağını tekrardan eski günlere dönebileceğini düşünmüştü.
İrfan Halep’e gitti. Orada işlerini
yoluna kuyup güzel bir iş ayarlar ayarlamaz Hilmi Efendiyi yanına çağıracaktı.
Hilmi Efendi bu sırada bitin cesaretini toplayıp daha önce hiç yapmadığı bir
şeyi yapmak için bürokrat olan bir arkadaşının yanına yardım istemek için
gider. Arkadaşı buna çok şaşırır. Ona elinden gelebilecek hertürlü yardımı
yapmaya hazır olduğunu ifade eder. Hilmi Efendi halen İsatambul’da bulunaneşi
ve güzeller güzeli kızından haber alamadığınıbunun kendisni çok yıprattığını
söyledi. Arkadaşı hemen harekete geçip İstanbuldaki yetkililere gerekli emri
verdi ve Hilmi Efendiye dönerek hiç merak etmemesini çok kısa süre içerisinde
ailesinden hayırlı haberlerin geleceği ni söyledi. Hilmi Efendi rahatlamıştı.
Bu sırada İrfan Halep şehrini tanıyor iş imkanlarına bakıyor sokaklarda
geziniyordu. Hemen güzel bir ortam yaratıp Hilmi Efendiyi yanına çağırmk
istiyordu. Sık sık Hilmi Efendiyi Halepteki vaziyetten haberdar etmek için
mektup yazıyordu. Hilmi Efendi her mektupta yeni bir umut olduğundan açarkan
çok heyecanlanıyordu. İrfan halep’de bir bahçeye gidip gelmeye başlamıştı.bahçe
çok havadar etrafı sarmaşıklarla dolu insanı gençleştiren bir şekilde dizayn
edilmiş olan bir bahçeydi. Bir bahçenin sahneyi çok güzel gören bir yerine
oturmuş hem içkisini içiyorhem de kara kara düşünüyordu. Hala uygun bir iş
bulamamıştı. O sırada sahnede beyaz tenli yarı çıplak bir giysi giymiş
vücudunun mahrem yerlerini büyük bir cesaretle sergileyen Türk’e benzeyen çok
güzel bir kız gördü. Çok etkilenmişti. Garsonu çağırdı kızın hakkında bilgi
almak istedi. Garson Kızın Türk olduğunu adının Nevber olduğunu söyledi.sahnedeki kız da İrfanın bu denli
etkilendiğini anlayınca ona bir bira göndertti ve sahneden İrfan’a bütün
etkıleyiciliğini kullanarak göz kırptı. İrfan kıza aşık olur. Onunla görüşmek
tanışmak ister. Bu arada Hilmi Efendinin bürokrat arkadaşının halep’e gitmasi
gerekmektedir. Hilmi Efendiye gelmek isteyip istemediğini sorar. Hilmi Efendide
zaten gitmek istediğini beraber yolculuk yapacak olmalarının kendisini çok
mutlu edeceğini ifade eder. Hilmi Efendi İrfan’dan uzun süredir haber
alamamaktadır. İrfan Nevber Hanımla tanışır. Nevber aslıda psikolojik sorunları
olan b ir kızdır. İrfanla bir barışıp bir kavga ederler. Hilmi Efendinin
halep’e geldiği İrfan Halep sınırlarını terk etmiş bulunmaktadır. Bunun en
önemli nedeni. İrfan’ın Nevber adındaki kızın aslında gerçek isminin Seher
olduğunu ve Hilmi Efendinin kızı olduğunu öğrenmesidir. Aslında daha da önemli
olan sorun İrfanın bu kıza deliler gibi aşık olmasıdır. Bürokrat arkadaşı ve Hilmi Efendi Halep’e
geldiklerinde çok büyük bir ilgi ile karşılaşırlar. Hemen onlar için içki
masaları ve binbir çeşit yemekli masalar kurulmuştur. Ve bununlada kalmayıp
İrfan’ındaha önce sürekli gidip geldiği bahçeden aralarıda Nevberin de
bulunduğu güzel kızlardan seçilmiş bir grubu onlar için davet etmişlerdi. Fakat
Hilmi Efendinin bu hazırlananların hiçbirinde gözü yoktu. O İrfan’ın hala
Halep’te olduğunu sanıyor ve bir an önce onunla görüşmek istiyordu. Hava
kararınca arkadaşları Hilmi Efendinin hala mutsuz oldupunu görünce onu bahçeye
götürmeye ikne ettiler. Herkes ona Nevberden bahsediyordu. Oda kızın nasıl bir
şey olduğunu çok merak ediyordu. Bahçeye gittiler. Sahneyi en güzel şekilde
görebilecekleri bir yere oturdular. Herkes merakla Nevber’I bekliyordu. Nevber
sahneye çıktı ve seyircilerin buluduğu alandan bir karmaşa sesi ve bir uğultu
yükseldi. Hilmi Efendi kızı olduğunu anlayınca olduğu yere yığılıp kalmıştı.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Romanda insanların başlarına
herzaman herşeyin gelebileceği konusu işlenmiştir. Arkadaşlıkların ve
dostlukların çok önemli olduğu vurgulanmıştır. Ne oldum dememeli ne olucam
demelidir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitapta gubete düşen birinin
yaşayabileceği, geçinme kaygısı, yanlnızlık, gurbetlik acısı, memleket hasreti,
ümitsizlik, ve eriyip mahvoluş gibi birçok duygu vurgulandırılmıştır. Bu açıdan
kitabın kesinlikle okunması gerekir. Ben bu kitabı okurken bu duyguların
tamamını hissettim.bütün arkadaşlarıma ve komutanlarıma bu kitabı okumalarını
tavsiye ediyorum.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Refik
Halid Karay, her şeyden önce Türkiye Türkçesi’nin edebiyat dilimizde yerli,
milli ve zevkli bir kıvam kazanması yolunda gerçek hizmeti dokunmuş bir nesir
ve hikaye san’atkarıdır. Refik Halid Karay –Anadoludan yedi göbek önce
İstanbul’a gelip yerleşmiş- Karakayış oğulları diye anılan bir aileye
mensuptur. Babası bu aile torunlarından ve İstanbul’daMaliye Başveznedarıdır.
Halid Refik Karay 1888 yılında İstanbul’da doğmuştur.
Onun ilk
şöhreti Kalem ve Cem isimli mizah mecmualarında Kirpi imzasıyla yazdığı
yazılardır. Keskin nükteli ve derin görüşü Türk zekasının kuvvetli örneklerini
taşıyan “Kirpinin Dedikleri”ile derhal mizah ve satır edebiyatımızın birinci
sınıf san’atkarı olarak tanınmış ve sevilmiştir.
Refik Halid
Karay 18.7.1965 yılında İstanbulda vefat etmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder