KİTABIN ADI :
SON SIĞINAK
KİTABIN YAZARI : REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ :
İNKILAP YAYIN EVİ
YAYIN ADRESİ :
ANKARA CADDESİ. NO:95 -
34410 SİRKECİ
İSTANBUL
BASIM YILI :
1995
1.KİTABIN KONUSU
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’in son
esri olan bu kitapta,çocukluk günlerininunutulmaz anıları,yolculuklar,umutsuz
aşklar,yaşanan acılar kaçırılmışmutluluklar ve bir tiyatro grubunun başından
geçen ilginç olayları anlatıyor.
2.ROMANIN ÖZETİ
Süleyman bey, bir iş için gittiği Diyarbakır’dan İstanbul’a trenle
gelirken yolda, ücra bir kasabada yoğun
kar yağışı yüzünden mahsur kalır.Kompartımanda uyurken bir bayanın yanlışlıkla
üstüne su dökmesi sonucunda uyanır ve küçüklüğünde abisinin kendisini okula geç
kalmaması yüzüne su serperek uyandırdığı günleri hatırlar.Aynı kompartımanda
yolculuk ettiği,mesleği şarkıcılık olan Makbule adında bir bayanla
tanışır.Trenin küçük bir kasabada yolların kapanmasıyla mahsur kalınca Süleyman
bey biraz ısınmak ve birşeyler yemek için, bir kahvehaneye gelir.Orada çayını
yudumlarken ,kasabanın Halkevi Başkanı olduğunu öğrendiği birisi gelir ve
herkesi genç bir subayın düğününe davet eder.Halkevi evlenmeye gücü yetmeyen
gençleri evlendiren bir yerdir.Süleyman bey, düğünde başkana sürekli
takılan,muzip, yaşlı ,hoca lakaplı adı Eyüp olan şahsı çok sempatik bulur.Hoca eskiden tiyatro
ile uğraşmış,bu yüzden başına çok işler gelmiş biridir. Biraz sonra Makbule’yi
bir paşanın masasında görür,onun isteğiyle masaya davet edilir ve İstanbuldan
tanıdığı bir mirasyedi olan eski bir paşa çocuğu Servet bey ve paşayla
Makbulenin aracılğıyla tanışır.Düğünün bitimine müteakip,tiyatroyu çok seven bu
insanlar halkevinde, tiyatro seven birkaç kişiye,bir oyun sergilerler.Bu
gösteri paşanın çok hoşuna gider. Oyunun
bitiminde birbirine ısınan bu dört kafadar Servet beyin maddi ve manevi destek
sözü ile İstanbul’da Yeni Türk Tiyatrosunu kurmak üzere sözleşip birbirlerinden
ayrılırlar.Süleyman bey bu sözün tutulacağından pek emin değildir.
Süleyman bey 1. Dünya savaşında Mısır’da Kanal harekatına katılmış eski
bir yedek subadır.Onun tiyatro sevdası İngilizler tarafından esir tutulduğu
Zekazik kampınadan gelmektedir.Orada boş zamanlarını geçirmek için
arkadaşlarıyla oyunlar oynamıştır.
Kendiside zengin bir babanın küçük oğludur fakat babasının o küçük yaşta
iken ölmesiyle kendisine düşen miras ile ancak eğitimini sağlayabilmiştir.Şimdilerde
ise bir arkadaşının bulduğu bir boyacı dükkanında katiplik yaparak ve bazende
kampta öğrendiği biraz İngilizce ve Fransızca ile iş için mektuplar yazarak
geçimini sağlamaktadır.
Bir gün Süleyman bey kaldığı küçük
pansiyonda akşam vakti bir sürprizle karşılaşır.Makbule hanım,Servet bey ve
Hoca İstanbul’a verdikleri sözü tutmak ve yeni tiyatroyu kurmak için gelirler.O
verdikleri sözün tutulacağından pek emin olmadığından çok şaşırır,tam onlar
hasret giderirken Süleyman beyin Zekazik kampından arkadaşı Azmi gelir.O da
tiyatro seven biridir.Azmi uzun boylu iri yarı içine kapanık,pek konuşmayı
sevmeyen biridir.Onu da aralarına alarak ne yapacaklarını konuşmak için bir
akşam yemeğine giderler.O gece herkes hayatını küçük ayrıntılarına kadar
anlatır.İlk önce Makbule başlar,bir kassam kâtibinin yani sarıklı bir imamın
kızıdır.Makbule küçük burunlu etine dolgun sık sık kahkahalar atan, şen şakrak
hayat dolu bir kadındır,üç defa evlenip boşanmıştır.Eyüp Hoca ise eskiden bir
deniz subayıymış,sık sık gemiden kaçıp tiyatroya gidermiş bir gün bu yüzden
meslekten atılmış.Anadolu’nun ücra köşelerinde memurluk yapmış.Servet bey ise
eski bir sadrazamın kızıyla evlidir.Karısı iyi bir kadındır fakat o daktilom
dediği sekreterine aşıktır.Akrabalarının kışkırtmasıyla, büyümüş olan
çocukları analarının tarafanı tutarak
onu uğraştırmaktadırlar.
Bu beş kişilik grup yeni Türk tiyatrosunu kurmak için Servet beyin
babasından kalma konağında bir sınav heyeti kurarlar ve kadroya alınacak elemanları
seçerler.Kadroya Hacı Lala adında konağın eski emktarı olan bu yaşlı arap,eski
tanınmış bir ailenin iyi eğitim almış bir çoçucuğu olan Pertev Turhan isminde
yakışıklı uzun boylu bir genç alınır bu tiyatronun jönüdür.Daha sonra sırasıyla
,ilk bakışta hasta bakıcısı izlenimi uyandıran Remziye adında, muallim
mektebini bitirmiş bir süre öğretmenlik yapmış bir genç kız,lakabı Lokman ve adı Sadullah Nuri olan eski bir
aktörle,isimleri Melek ve Masume olan iki genç kız daha girer.Melek ve Masume
Halkevinde oyunlarda rol almışlar,bu yüzden biraz tecrübeleri vardır fakat
onların kadroya alınmasındaki etken alınmama korkusuyla ağlamalarıdır.Dışarıda
onlarca genç kadroya girebilmek için heyecanla beklemektedirler.Akşama doğru
Neriman,Dürdane adında iki kadınla eski bir şeyhin oğlu olan Gazali ve tıp
eğitimini yarıda bırakarak tiyatroyla uğraşmaya başlayan doktor lakaplı biri ve
Hakkı adında eskiden hokkabazlık yapmış biriylede kadro tamamlanır.Akşam
saatlerinde içeriye zorla girmiş kambur bir cüce sınava girmek ister fakat
Servet beyin buna karşı çıkmasıyla sınava alınmaz. Daha sonra Samsun’a giderken
gemide ona rastlarlar,Hakkıyla Kambur iyi arkadaş olurlar ve gemide beraber
gösteri yaparak para kazanırlar.İleriki zamanlarda Servet beyin gruptan
ayrılmasıyla o da gruba katılır ve Tiyatro grubunun maddi sıkıntılara düştüğü
zamanlarda Hakkı’yla beraber işe çıkarak onlara büyük yararları dokunur.
Samsunda başlayacak bir Anadolu Turnesine çıkmak için hazırlıklara
başlarlar ve hazırlıklar tamamlanınca yola çıkarlar. İlk başlarda herşey
yolundadır. Servet Bey’in iyi tanınmış olmasından dolayı gittikleri yerlerde
,devlet erkanı ve halk tarafından iyi karşılanırlar ve maddi sıkıntıları
yoktur. İstanbul’dan gelen bir mektupla,aile sorunları yüzünden Servet Bey evine
döner ve onlar yollarına yanlız başlarına devam etmek zorunda kalırlar. Yolda
sırasıyla gruptan, İstanbul’dan gelen
bir telgrafla Pertev Turhan ayrılır,
arkasından Neriman bir Azeri tüccarla Karst’a iken tanışıp evlenir ve daha
sonra küçük bir kasabada Hacı Lala hastalanır ve onun öleceğini bile bile
hastahaneye yatırıp o kasabayı terk ederler. Masume’ye gelince ona bir genç
tiyatro oynarken aşık olur,ve daha sonra Masume’nin de fikri alınarak düğünleri
yapılır. Son olarakta Remziye’yi
İstanbul’daki eski sevgilisi yerini öğrenir ve yanına gelir,beraber İstanbul’a
dönmek için anlaşırlar.Son olarak kalan üyeler hep birlikte Masume’nin evinde
bir akşam yemeği yerler.
Ortak
yönleri içlerindeki tiyatro sevgisi olan bu insanların Son Sığınak olarak nitelendirdiği
bu tiyatro artık dağılmaktadır. İçlerinde vaktiyle yangından kaçarcasına
terk ettikleri yerlerin hasreti,döküle saçıla dönüş yollrını tutarlar.
3.ANAFİKİR
Romanda,tek ortak yönleri tiyatro
sevgisi olan bir grup insanın en zor anlarda bile birbiriyle olan dayanışmasını
,insan ilişkilerini sevgi ve ilgiyi anlatıyor.Burada son zamanlara dek birarada
kalan insanların dostluğu aynı bedende yaşayan ruhlara benziyor.
Kişilerin birbirlerinin
sorunlarıyla kendi sorunlarıymış gibi bu kadar ilgilenmesi ve hep birlikte
sevinip hep birlikte ağlaması bize bir kez daha insan olduğumuz için sevinmemizi sağlıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
ŞAHISLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Süleyman Bey:1.Dünya savaşı sıralarında Mısırda ki Kanal
harekâtına katılmış eski bir askerdir.Savaşta İngilizlere esir düşmüş ve on
beş günlük esaret günlerinden sonra kurtulup İstanbul’a yerleşmiştir.Sanatsever
bir insandır ve en önemlisi temkinli,tedbiri elden bırakmayan her zaman ilerisini
düşünen biridir.
Servet Bey: Bir mirasyedidir,ve ilerlemiş yaşına rağmen o
üzerindeki çocuksu sevinçlerden kurtulamamış ve hala dünyaya paşa çocuğu
gözüyle bakmaktadır.
Makbule Hanım: Neşe dolu,şen şakrak bir kadın.Sık sık kahkahalar
atan ve aynı sıklıkta ağlayabilen duygusal ve içi insan sevgisiyle dolu
birkadın.
Hoca: Muzip,şakacı ve biraz da çapkın olan bu kişinin kötü bir
huyu var bazen dalkavukluk yapıyor.
Azmi: Geçmişte yaşadığı
kötü günlerin etkisinden dolayı içine kapanık ve fazla konuşmayı
sevmeyen,yardımseverdir.
Neriman’ın Evliliği: Oyunları’nı izlemeye gelen Azeri bir
tüccarın,onlarla tanışması ve daha sonra Makbule ile ciddi anlamda ilgileniyor
gibi görünmesi,daha sonra Neriman ile bir gün habersiz kaçıp
evlenmesi,Neriman’ın onlara yaptığı bir ihanettir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Gerçek hayattan alınmış bu
roman,akıcı ve sade anlatımıyla okuyucuda iyi bir izlenim bırakıyor.Kitap, yazar
öldükten beş yıl sonra ortaya çıkmış. Galiba kitap müsvedde olarak kalmış.
Bundan dolayı olaylar arasında bazen kopukluklar gözükse de bu genelin
güzelliğini bozmuyor.Gerçek bir hayatı anlattığı için okuyucunun alması gereken
dersler var,bence herkesin okuması gereken faydalı bir kitap.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ
REŞAT NURİ GÜNTEKİN 1889’da İstanbul’da doğdu,Edebiyat fakültesini
bitirdi.Liselerde öğretmenlik, müdürlük, Milli Eğitim Müffettişliği, Paris kültür
Ateşeliği yaptı.UNESCO’da Türkiye’ti temsil etti.Romanları,hikayeleri ve tiyatro
eserlerinin yanısıra çeşitli çevirileri de vardır.
Yorumlar
Yorum Gönder