ESER ADI : Robinson CRUSOE
YAZAR ADI :
Daniel DEFOE
BASIMEVİ : Bilgi Yayınevi
BASIM
YILI :-1994
BASKI SAYISI :Üçüncü Baskı
ÇEVİREN :Ayla ŞENTÜRK
SAYFA
SAYISI :213
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ :
Londra’da doğdu. Gerçekçiliği benimseyen ilk İngiliz yazardır. Yoksul bir ailenin çocuğudur. Babası ailenin
geçimini kasaplık yaparak sağlamakta idi. Yazar geçimin sağlamak için çeşitli
işlere girip çıkmıştır. Avrupanın çeşitli ülkelerini dolaşarak armatörlük ve
politik alanda önemli rol oynamıştır. Yazmaya 22 yaşında din adamları aleyhine
bir broşür yayınlamakla başladı. 1685 ‘de Mouncount Dükünün emri altındaki
ihtilalcilere katıldı ve cezalandırılmaktan zor kurtuldu. 1701 yılında hiciv
şiiri “Gerçek İngiliz’i” yayınladı. Hükümet aleyhine yazdığı yazılar yüzünden hapse
girdi.hapisten Çıktıktan sonra Peview
adında bir dergi çıkardı.En önemli eseri Robinson Crusoe’yi
yazdığı zaman 60 yaşına gelmişti. 1731 yılında Londra’da öldü.
ESERİN ÖZETİ : Robinson Crusoe orta halli bir İngiliz ailenin çocuğu
idi . Babası Robinsonun iyi bir iş tutup sakin bir hayat sürmesini arzuladığı
halde,Robinson denizlere açılıp maceracı bir hayat sürmeye öylesine can
atıyordu ki, en sonunda evinde daha fazla kalamayacağını anladı.Büyüklerin haberi
olmadan ilk yolculuğa çıktı.Gemi müthiş bir fırtınaya tutulmuştu. Robinson’u öyle
bir deniz tutmuştu ki karaya sağsalim kavuşamamaktan korkuyordu.Karaya bir
çıksam bir daha denizlerin adını anmıyacağım diye düşünüyordu.
Karaya sağ salim çıktıktan sonra
arzuları yeniden depreşti.tüccarlığa başlıyarak Avurpaya mal götüren bir gemiye
girdi.Bindiği gemiyi bir Fas korsan esir aldı.Fas kıyılarında bir limana esir
olarak götürüldü.Orada hayatı öyle zor şartlar altında geçiyordu ki ilk fırsatta
küçük bir sandala atlayıp kaçtı.Bir Portekiz yük gemisi onu buldu ve
Brezilya’ya bıraktı.
Bir İngiliz çifti ona Afrikaya gidip
köle getirmesini önerince Robinson’un denizlere açılma arzusu yeniden uyandı,geçirdiklerini unutarak
yeniden yola çıktı.Bu yolculuk Robinson’unun hayatında bir dönüm noktası oldu
ve büyük serüven böyle başladı.
Gemi Güney
Amerika Sahillerinden biraz uzakta bir adanın yakınlarında bir kaya çarpıp
parçalandı.Yolcu ve mürettebattan yalnız Robinson kurtuldu.Dalgalar onu kıyıya
sürükledi.Adada hiç kimse yoktu.Vahşi hayvanların bulunduğunu gösteren
bir belirtide göze çarpmıyordu. Robinson batmış gemiden çeşitli araçlar ve
yiyecek alarak adaya sandalla taşıdı.
Önce küçük bir tepenin eteğine
yelken bezinden bir çadır kurdu. Her şeyden önce barutunu dikkatle
saklıyordu .Robinson’un ikinci düşüncesi yiyecek stokuydu. İlk günlerde elinden
geldiği kadar az yiyecek tüketiyordu.
Çok geçmeden
Robinson gemide mürekkep ve kağıt buldu ve günü gününe son hatıralarını yazmaya
başladı.Barınağını uzun müddet oturacak hale soktu.Çadırın arka tarafında bir
mağara buldu ve ilkel araçlarla mağarayı genişletti.Mağaraya sandalye,raf ve
masa yaptı.
Robinson’un
bundan sonra adada geçen son yirmi dört yılı da ilk günlerden farklı
geçmedi. Robinson adanın her tarafını gezdi ve adanın diğer yanına bir yazlık ev
yaptı.Mısır,arpa ve pirinç yetiştire biliyordu.Her yıl yeni tohumları dikkatle
saklıyordu,en sonunda küçük bir tarla ekecek kadar tohumu oldu.Yaban keçileri
yakalayıp onları ehlileştirdi.Papağan yakaladı,onlarla oyalandı.Yeni eşyalar
yaptı,mağarayı genişleterek,dışarıdan gelecek tehlikelere karşı muhafazalı hale
getidi.
Robinson’un adadaki yirmi dördüncü
yılının ortasında bir olay,sürdüğü hayatın şeklini değiştirdi.Bir buçuk yıl
kadar önce adaya vahşilerin geldiğini görmüştü.Bunlar herhalde başka adadan
sanadalla gelmişlerdi.Bunlar başka bir kabile ile savaşa başlamışlardı. Robinson
bir sabah insan kemikleri ve parçalanmış insan eti bularak korkuya
kapılmıştı.Vahşilerin geri dönüp kendisini bulmasından çekiniyordu. En sonuda
vahşilerin bir kısmı adaya döndü,kendilerine ziyafet hazırlığı yaparken
Robinson üzerilerine ateş açarak onları korkuttu.Vahşilerin yanındaki esirlerden
birini alı koymayı başardı.Artık adada yalnız değildi.Adama onu yakaladığı
günün adını verdi.Cuma diye çağırmaya başladı.Cuma onun sadık bir kölesi oldu.
Bir zaman sonra Robinson,Cuma’ya
İngilizce öğretmeyi başardı.Cuma,ona geldiği adada on yedi beyaz adamın esir
olarak tutulduğunu anlattı. Robinson onları kurtararak birlikte uygar dünyaya
dönmenin çarelerini araştırmak istiyordu. Robinsonla Cuma büyük bir kayık yaptı
ve öbür adaya gitmek üzere hazırlandılar.Bu sırada adaya yeni bir vahşi
topluluğu geldi ve yanlarındada bir miktar daha esir getirmişlerdi.Esirlerden
birisi beyaz adamdı.Esirlerin arasında Cuma’nın babası da vardı.Bu iki esiri
kurtarmayı başardılar. Robinson onyedi beyaz esirden biri olan İspanyola elinden
geldiği kadar iyiy baktı. Cuma’nın adasını bir düşman kabile istila etmişti ve
oradaki beyaz esirlerin hayatı tehlikedeydi.
Robinson İspanyolu ve Cuma’nın
babasını öbür esirleri kurtarmaya gönderdi.Onların dönüşünü beklerken bir
İngiliz gemisinin adaya demir attığını gördü.Çok geçmeden kaptanla iki adamının
gemide isyan çıkartan mürettebat tarafından atıldıklarını öğrendi. Robinson,Cuma
ve üç denizci gemiyi almayı başardılar. Cuma’nın babası gelmeden adadan ayrılmak
istemiyordu.Günün birinde gelip onların ne durumda olduklarını öğrenmeyi
tasarladı.İsyancı tayfalardan beşi İngiltere’ye gidip asılmaktansa adada kalmayı
uygun buldular. Robinsonla Cuma İngiltere’ye dönmüşlerdi. Otuz beş yıl süren
ayrılıktan sonra 1687 Haziranın’da ana vatanına geldiği zaman hiç kimsenin
tanımadığı bir yabancıydı.Ama Robinson’un maceraları bu kadarla da
bitmiyordu.Eski evini bulunduğu yere gelince,annesiyle babasının ve
yakınlarının çoğu ölmüşlerdi.Yalnız iki kız kardeşiyle bir erkek kardeşinin sağ
kaladıklarını öğrenmişti.Artık onu İngiltere’de tutan hiçbir şey kalmadığını
gören Robinson Lizbon’a gitti. Arkadaşları mallarını saklamışlardı. Robinson
öğrendiklerinden memmun şekilde İngiltere’ye döndü.Evlendi ve üç çocuğu oldu.
Karısı öldükten sonra 1695’de yeğenin kaptanlık ettiği bir gemiye binerek Doğu
Adalarına ve Çin’e gitmek üzere yola çıktı.Gemi Robinson’un adasına da
uğramıştı.İspanyollarla İngiliz gemiciler yerli kabilenin kızları ile
evlendiklerini ve adanın nüfusunun günden güne artmakta olduğunu gördü.
Küçük kolonini emniyet ve huzur içinde
olduğunu anladıktan sonra Cuma ile Robinson yine gemiye binipo denize
açıldı.Brezilya’ya giderken gemiye vahşiler hücüm etti.Savaş sırasında Cuma
öldürüldü.Brezilyadan sonra Robinson Ümit Burnu’nu dolaştı ve Çine gelince Rob
burada bırakılmasını istediler. Rob Çinden sibiryaya giden bir kervana katıldı.
En sonunda İngiltereye vardı 54 yıllık ömrünün
büyük bölümünü vatanından uzakta macera peşinde geçirmişti. Artık
hayatının geri kalan kısmını da vatanında sukunet içinde dönüşü olmayan o büyük
yolculuğa yavaş yavaş hazırlanmakla geçirecektir.
ESER HAKKINDA BİLGİ : Gerçekçi roman türünün en güzel
örneklerinden olan Robinson Crusoe yazıldığı zaman yayınevleri bu romanı basmak
istemediler. Bu eserin okuyucu bulamayacağından kuşku duyuyorlardı. Eserde
karakterlerden çok serüvene önem verilmiştir.Kahramanların karakterleri
gerçekçi bir dille anlatılmasına rağmen onların ruhlarından ve iç dünyalarından
pek az söz edilmiştir. Robinson bilinmeyen ve işlenmeyen ve işlenmemiş cesaretin
simgesi olarak ele alınmıştır.Çünkü
Robinson tek başına ıssız bir adada kalmasına rağmen sadece elindekini
kullanarak kalmaz,adada kendine özgü birde uygarlık kurarar.
ESERİN ANA FİKRİ: Bana göre eserin ana
fikri insanın ne olursa olsun hayattan kopmaması gerektiğini,elindeki imkanları
değerlendirerek yaşama sımsıkı sarılması gerektiğidir.
BAŞLICA KİŞİLER
ROBİNSON: Eserin kahramanıdır. Robinson maceracı bir kişiliğe sahip
olup hayata sımsıkı bağlı ve elindeki imkanları iyi kullanmasını bilen bir
insandır.
CUMA:Robinson’un vahşilerin elinden
kurtardığı bir yerlidir.Sadık ve çalışkan bir insandır.
Yorumlar
Yorum Gönder