|
KİTABIN ADI
|
BÜLBÜLÜ
ÖLDÜRMEK
|
|
KİTABIN YAZARI
|
HARPER LEE
|
|
YAYINEVİ VE ADRESİ
|
ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ CAĞALOĞLU / İSTANBUL
|
|
BASIM TARİHİ
|
1984
|
|
KİTABIN YAYIM MAKSADI
|
ROMAN
|
KİTABIN ÖZETİ :
1800’lü yıllarda İngiltere’den Güney
Amerika’ya göç eden ve Alabama Eyaletine bağlı Maycomb adında bir kasabaya
yerleşen Atticon kendinden 15 yaş küçük bir bayanla evlenir. Jem ve Jem’den 4
yaş küçük Scoud adında 2 çocukları olur .Scoud doğduktan 2 yıl sonra annesi
ölür. Bu yüzden annesinin varlığı ya da yokluğu kendisini pek etkilemez. Buna
karşılık Jem’i çok etkiler. Arada bir oyun sırasında Jem’in iç çekip kenara
ayrılması annesine duyduğu özlemdendir.
Jem 13 yaşlarında Scoud ise 9
yaşlarındadır. Roman otobiyografik bir tarzda ve kahramanı olan Scoud’un
ağzından yazıldığı için romanın genelinde çocukca bir bakış açısı hakimdir.
Yazar 1 nci bölümde; kendi ailesini
nereden geldiklerini ve genel özelliklerini fazla teferruata inmeden tanıtır.
Kasabayı, kasabadaki ilginç olan Radley ailesini tanıtır. Boo adında
Radley’lerin bir çocuklarının kayboluşu, Radley’lerin evden dışarı çıkmayışı ve
evlerinin kapısının sürekli kapalı oluşu Radley’leri kasabalıların, özellikle
de çocukların gözünde bir hayalete çevirir. Evlerini de bir kabushaneye
çevirir.
2 nci bölümden itibaren kasabanın
sosyal yaşayışı siyasal durumu işler.
4 ncü bölümde yazar kasabada yaşayan
halkın gelenek görenekleriyle çeşitli ata sözlerini de katarak anlatır.(Asıl
sahibi çıkmayınca mal bulanındır. gibi) Kızılderililer ile ilgili büyüler
anlatır.
Yazar yani kahraman olayda tek
kahraman değildir. Olayda ön plana çıkanlar yazarın kendisi, kendisinden 4 yaş
büyük olan kardeşi Jem, felsefi görüşlerini söylettiği babası Atticon ve
çocukluk aşkı Dill’dir.
Amerika iç savaşından sonra (kuzey
– güney) kasabada olan değişiklikler toplumsal yaşam, olup bitenler çıplak bir
gözle işlenir. Kahraman, olayları çocukluğunda yaşadığı için her şeyi çocukça
bir dünyada anlatır. Çocukların oyun dünyasını, zevklerini, merakını, çocuk
psikolojisini, buluğ çağına giren çocukların göstermiş olduğu ruhsal
değişiklikleri, yalnız kalma isteklerini olaya yayarak ve de derin tasvirlerle
destekleyerek açıklamaktadır.
Yazar Maycomb kasabasındaki gelenek
görenek, siyasal yapı, sosyal yapı, dinsel yapı ve benzeri bütün davranışları
olaylarla anlatır. Örneğin kasabadaki dayanışma duygusunu şu şekilde bir
cümleyle açıklar: Yangın Bayan Maundlie’nin evini sessizce yiyip bitirirken
sokak insan ve arabalarla dolmaktadır.” Yazar kasabadaki yaşantıyı özellikle
zencilere karşı yapılan ayrımcılığı ve horlanmayı, babasının zencilerin avukatlığını
yaparken kasabalı beyazlar tarafından pis zenci dostu biri olarak
sıfatlandırılmasını aktarır. Kasabadaki zencilerin yaşadıkları mahalle ve
kiliseleri ayrıdır. Çocuk gözüyle olaya yaklaşan kahraman bunu pek
yadırgamakta,ve neden böyle olduğunu babasına ve amcasına sorarak,bu sorularla
cevabını bulmaya çalışmaktadır. Yine malik hanelerde çalışan kölelerin oluşu o
yıllardaki güney Amerika’daki siyasal yapıyı göstermek için bariz bir örnektir.
Yazar kendi fikirlerini, felsefi
görüşünü romanın genelinde Attikon’a söyletmektedir. Örnek olarak:Attikon bir
gün Jem’e şöyle der; arka bahçedeki tenekeleri vurmanızı yeğlerim, ama kuşların
peşine de düşeceğinizi biliyorum. İstediğiniz kadar karga vurun ama unutmayın
ki bülbülü öldürmek günahtır. Bülbüller yalnızca müzik üretirler. Bizi
eğlendirmek için bahçeleri yağmalamazlar, yalnızca şarkı söylerler hem de
yüreklerini paralayana dek.
Yazar
romanda özgürlüğü çeşitli sembollerle ifade eder. Kimi zaman yaşlı bir bayanın
ölümünü özgürlüğe giden yol, kimi zaman zencilerin esaretten kurtuluşunu, kimi
zamanda morfinman bir bayanın bu alışkanlıktan kurtulmak pahasına çektiği
acıları anlatarak sembolleştirir.
Yazar cesareti:" Cesaretin
eli tabancalı bir adam olduğunu sanmanı istemem. Mertlik baştan bitik olduğunu
bilip de çabalamak, olacakları göğüsleyebilmektir. Binde bir kazanırsın ama
kazandığında olur. Bayan Dobuse’de kazandı". felsefi ve veciz sözlerle
ifade etmektedir.
Dil’e olan yakınlığını ve
çocukluk aşkını anlatmaktadır. Bu aşk alışkanlık ve özlemden ibarettir. Aynı
bölümde kasabada çalışan işçilerin yaptıkları grevleri, taşralıların
yoksulluğunu olaylarla göstererek anlatır. Kasabadaki insanların çoğunun
birbirine benzemesi dışardan evlenmenin olmayışına ya da çok nadir oluşuna
bağlar.
Romanın
sonunda Radley’lerin kaybolan çocuğu ortaya çıkar. Fakat olayın akışına göre
hiç ummadık bir yerden yeni bir kahraman romana müdahil olur.
Romanın sonlarında ilginç bir
olayda Amerika’yla Almanya’nın mukayesesidir. Romana göre Amerika daha
özgürlüklerle yaşayan baskıdan uzak bir ülkedir. Hukuk sistemi herkese eşittir
ama fiili olarak zencilere ayrım yapılmaktadır. Almanya’da ise baskılar ve
Yahudi’lere yapılan zulümler vardır. Hülasa şöyle diyebiliriz: Alabama
Eyaletine bağlı Maycomb kasabasındaki hayatı, gelenek görenekleri, ekonomik
durumu, siyasal yapıyı, dinsel yapıyı,1900’lü yılların başlarındaki durumu
çocuk gözüyle ve çocukluk dünyasını da katarak anlatmaktadır.
ROMANDA
KAHRAMANLAR: Romanın baş kahramanları
Scoud, Jem, Atticon ve Dill’dir. Fakat olayın akışına göre her an yeni
kahramanlar ortaya çıkmaktadır. Fazla aktif olmamakla beraber romanda geçen
kişi sayısı 100’e yakındır.
ROMANDA
ZAMAN: İki senelik bir zaman dilimidir.
Olaylar bir yazın başlangıcından itibaren anlatılır, bir sonraki sonbahara
kadar devam eder. Zamanda kronolojik sıra kullanılmakla beraber geriye
dönüşlerde mevcuttur. Buda yazarın bazı durumlara açıklık getirme ihtiyacı
hissetmesinden ve olayların geçmiş tarihlerde yaşanmasına bağlıdır.
ROMANDA MEKAN:
Yazar olayların geçtiği kasabayı romana yayarak geniş bir şekilde tanıtır. İç
mekanlar yoğunlukla kullanılmış, dış mekanlara da büyük ölçüde yer verilmiştir.
İç ve dış mekanlar arasında bir denge söz konusudur. Bahsedilen mekanlar
yukarıda da anlatıldığı gibi Güney Amerika’daki Alabama Eyaletine bağlı Maycomb
kasabasıdır. Mekan tanıtımında tasvirlere büyük ölçüde yer verilmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder