1839’dan 1896’ya kadar süren
Tanzimat Edebiyatının niteliklerini şöyle özetleyebiliriz:
a- Dilde sadeleşme başlamıştır. Farsça terk edilir,
Osmanlıca Türkçeleşmeye doğru götürülür.
b- Fransız klasisizmi ile romantizm şiiri ve edebiyatı
etkilemeye başlar.
c- Eski ve yeni, doğu ve batı düşüncesi savaş halindedir.
d- Gelenekçilerden yavaş yavaş ayrılan edebiyat batı
estetiğine yönelmiştir.
e- Gazeteler ve dergiler, fikir ve politika yanlarıyla düz
yazıyı tabiileştirir ve şiire nazaran düz yazı üstünlük sağlar.
f- Vatan, millet, hürriyet, eşitlik, kanun vb. kavramlar
şiir ve edebiyat yolu ile toplum hayatına karışır.
Tanzimat edebiyatının ünlü kişileri: Şinasi, Ziya Paşa,
Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Suavi, Abdülhak Hamid, Recaizade M. Ekrem, Ahmet
Vefik Paşa, Muallim Naci, Sami Paşazade Sezai, Şemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik,
Ahmet Cevdet Paşa’dır.
Edebiyatı Cedide Akımının Özellikleri Nelerdir?
1896’da Servet-i Fünun
dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır.
İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı
bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir.
Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler,
(sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini,
parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır.
Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil,
Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın tarafından yürütülen bu akım,
Serveti-i Fünun dergisini sürdüren sürdüren, kendilerine Fecr-i Ati’ciler
denilen Ahmet Haşim, Refik Halid, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet
Rasim gibi yazar ve şairler tarafından aynı ilkelerle izlendi.
Her iki grup da eserlerinde Arapça ve Farsça sözcükleri bol
bol kullanmışlar ve bu bakımdan genç kuşaklar tarafından şiddetle
eleştirilmişlerdir.
Milli Edebiyat Döneminin Yenilikleri Nelerdir?
Eskilerin şiddetli
eleştirilerinden yeni ve halka dönük halk diline önem veren yeni bir edebiyat
akımı doğdu.
1908’de İkinci Meşrutiyet ilanından sonra (Genç Kalemler)
dergisi etrafında toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp tarafından
başlatılan milliyetçilik, milli dil, milli edebiyat akımı sonraları bunlara
katılan Hecenin Beş Şairi (Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya
Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy) grubu ile geliştirildi.
Bu arada hiçbir akıma bağlı
kalmayan bağımsız şair ve yazarlar içinde bu yeni akımı etkileyen ünlü isimler
çıktı: Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Mehmet
Akif Ersoy, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Türk dil edebiyatının
Türkçeleşmesinde, yüksek şiir ve yazı diline ulaşmasında, Milli duyguların
realizmin, natüralizmin güzel örneklerinin verilmesinde çok başarılı oldular.
Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı Neler Getirdi?
Cumhuriyet dönemi, millileşme
akımının devamı olarak, hızlı bir gelişme ve oluşma çığırı açmıştır.
Devrimler, özellikle (Dil) devrimi Türkçe’yi ve Türk
Edebiyatını gerçek mecrasına sokmuş milliyetçi, halkçı, devrimci, modern sanat
ve edebiyat görüşlerinin benimsenmesine yol açmıştır.
Cumhuriyet dönemi, sürüp
gelen dil tartışmalarını bilimsel bir sonuca bağlamış, Türk Edebiyatı Batı
taklitçiliğinden kurtulmuş, yeni bir atılışla kendisi kişiliğini bulmuş, halk
ve aydın arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet döneminin çığır açan şair ve yazarlarından en
önde gelenler şunlardır:
Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet
Kutsi Tecer, Necemeddin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Kemaleddin Kamu,
Abdülhak Şinasi Hisar, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas,
Vasfi Mahir Kocatürk, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Behçet Kemal
Çağlar, Sait Faik Abasıyanık ve günümüzün yaşayan bütün başarılı yazar ve
şairleri.
Dil Devrimi Ne Demektir?
Bir ulusun kendi ana dilinin
kaynaklarına dönüş, bu kaynaklardan yeni sözcükler üretimi, dil ve kültür
emperyalizmine karşı çıkma hareketine dil devrimi diyoruz.
Ana dilin, kaynaklarına dönüş
zorunluluğunu Batıda ilk kez ortaya atan Latin filozofu Çiçeron’dur. Doğuda dil
ve kültür emperyalizmine ilk kez karşı çıkanlar Türk dilini taş anıtlar üzerine
işleyerek düşmana karşı koruyan, Göktürk Hakanları Kül Tigin, Bilge Kağan ve
Tonyukuk olmuştur.
Anadolu’da Türk dilini
Farsça’ya karşı savunan Karamanoğlu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkiyesinin ilk
dil devrimcisidir. Atatürk’ün dil devriminde de toplum bilimci düşünürümüz Ziya
Gökalp’in önemli katkısı olmuştur.
XVI. yüzyılda Avrupa’da bir edebiyat akımı halini alan ana
dil kaynaklarına dönme hareketi, sonraları bir bilim dalı oldu. XVIII. Yüzyılda
milliyetçilikle paralel gelişen bir kültür ve sanat akımı niteliği kazandı.
Dil devrimi bir ulusun kendi
kaynaklarını tanıma, kendi ana varlığına, özüne sahip çıkma davasıdır.
Türk Dil Devriminden Ne
Anlıyoruz?
Atatürk yeni Türkiye
devletinin kuruluşunda tüm devrimlerle birlikte “Dil Devrimi” yapmanın da
zorunluluğunu anlamış ve yıllardan beri milliyetçi aydınların başlayıp
geliştirdiği bu akımı kesin bir çözüm yoluna sokmuştur.
Ancak Atatürk’ün ömrü bu büyük eseri tamamlamaya yetmemiş,
O’nun iyi niyetle ve sayıları pek fazla olmayan dilcilerle başlattığı (Dil
Devrimi) hareketi az zaman sonra aşırı uçların elinde amacından sapar duruma
girmiştir.
Atatürk 1930 yılında Prof. Sadri Maksudi’nin Türk Dili
isimli kitabının ön sözüne şu satırları bizzat yazmıştı:
“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin
milli ve zengin olması milli hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili,
dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil, şuurla işlensin, ülkesini,
yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller
boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
Hedef ve amaç bu olduğu halde
ve bu amacı gerçekleştirmek için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ile (Dil
Kurumu) kurulduğu halde Kurum ile Üniversite arasında bağlantı yapılamamış ve
(Dil Devrimi) Türk dili konularında çelişik düşünceler, yayınlar ve hareketler
belirmiştir.
Türk Dilinin gelişmesi,
oluşması, benliğini bulup daha da zenginleşmesi için, tarih bilincine dayalı,
yaşayan Türkçe’ye ve lehçelerine saygılı, sözcük üretimine açık yöntemler Türk
Dil Kurumunun ve Üniversitelerimizin başarılı çalışmalar yaparak, kısa zamanda
içine düşünen dil çıkmazından Türk Dilini ve dolayısıyla Türk düşüncesini
kurtaracaklarını ümit etmekteyiz.
Yorumlar
Yorum Gönder