|
KİTABIN ADI
|
Sınıf Arkadaşım ATATÜRK
|
|
KİTABIN YAZARI
|
Ali Fuat CEBESOY
|
|
YAYINEVİ VE ADRESİ
|
Kültür Bakanlığı
|
|
BASIM TARİHİ
|
1966
|
|
SAYFA SAYISI
|
257
|
1. KİTABIN
KONUSU
Ulu önder
M.Kemal ATATÜRK’ün gençlik ve okul dönemlerinin, yakın arkadaşı Ali Fuat
CEBESOY tarafından kaleme alınması ve gelecek nesillere aktarılması.
2.
KİTABIN ÖZETİ
Ali
Fuat CEBESOY, kitabın başlarında ATATÜRK ile ilk olarak nerede ve nasıl
tanıştığını anlatmaktadır. Eski adı “Mekteb-i Harbiye-i Şahane” olan Harp
Okulu’nda bir Cuma günü tanışmışlardır. Ali Fuat CEBESOY, babasının tüm
ısrarlarına rağmen asker olmak istemiştir. Babası ise, aile fertlerinin çoğunun
asker olmasından dolayı, onun sivil bir meslekte başarı göstermesini
istemiştir. Ne var ki, Ali Fuat CEBESOY içindeki askerlik sevgisini yenemez ve
sınavlara girerek “Mekteb-i Harbiye-i Şahane”ye kabul edilir. Okulda, Dahiliye
Müdürü Albay İbrahim BEY ve Nöbetçi Subay tarafından, birinci sınıfın Birinci
Kısım Çavuşu Mustafa Kemal’e teslim edilir. Böylece, Türk Tarihi’ ne şan ve
şeref veren Mustafa Kemal ile tanışırlar. Ali Fuat CEBESOY kitabında Mustafa
Kemal’in öğrencilik yıllarından bahsetmiştir. Mustafa Kemal’in öğrenim
döneminde etkilendiği en önemli olaydan da bahsetmiştir. Mustafa Kemal Manastır
Askeri İdadisi’nin ikinci sınıfında iken Türk-Yunan Savaşı vuku bulmuş ve Türk
Ordusu Yunan Ordusunu mağlup etmiştir. Buna herkes gibi Mustafa Kemal’de
sevinmiş ve o da tüm Türk Milleti gibi “Padişahım çok yaşa!” haykırışlarına tüm
samimiyeti ile katılmıştır. Fakat dönemin Yunan Hükümeti Rusya’ya müracaat
edince Çar ikinci Nikola, padişaha telgraf çekmiş ve kan dökülmeden karşılıklı
müzakerelerle sorunun halledilebileceğini söyleyerek Sultan Ethem Paşa’ya geri
adım attırmıştır. Manastır’da hala “Padişahım çok yaşa!” naraları atılmakta,
Mustafa Kemal ise ilk defa bu dileğe katılmadığını belirtmektedir.
Harp
Okulu yıllarında kendisi ile aynı fikri paylaşan okul arkadaşlarıyla kendi
aralarında sohbetler etmişler, bağımsızlık ve özgürlüğün temellerini de yavaş
yavaş atmaya başlamışlardır. Mustafa Kemal büyük çalışma ve büyük azim örneği
göstererek Harp Okulu’nu 459 öğrenci içinde sekizinci olarak bitirmiş ve bu
derecesi ile Erkan-ı Harbiye, bugünkü adıyla Harp Akademisi‘ne girmiştir.
Buradan da yüksek dereceyle mezun olup Kurmay Yüzbaşı olarak göreve
başlamıştır. Harp Okulu’ndan mezun olan arkadaşları ile konuşmalar yapmış, üç
yıl sonra mezun olacağı Harp Akademisi’nden sonra milli mücadelenin tabanını
oluşturmak istemiştir. Harp Akademisi yıllarında Mustafa Kemal harp sanatını,
hocası Yarbay Nuri Bey’in desteği ile en iyi şekilde öğrenmiştir. Mustafa
Kemal, Kurmay Yüzbaşı olarak okuldan mezun olmuştur. Ancak yaptığı çalışmalar
Kabasakal Mehmet Paşa tarafından öğrenilmiş ve Mustafa Kemal tutuklanmıştır.
Fakat Mustafa Kemal’in, içlerinde Ali Fuat CEBESOY’un da bulunduğu
tutuklulukları kısa sürmüştür. Onlar Üçüncü Ordu’ya tayinlerini beklerken
sarayın müdahalesi ile Şam’daki Beşinci Ordu’ya staj görmek için 5 Şubat
1905’te atanmışlardır. İlk zamanlar Mustafa Kemal burada aradığı ortamı
bulamayarak milli mücadeleyi az sayıdaki arkadaşlarıyla konuşmaktadır. Ama
zamanla amacına ulaşarak, ”Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” adını verdiği gizli
örgütü Şam’da kurdu. Bu arada izin alarak Üçüncü Ordu’ya Makedonya’ ya gitmiş
ve milli mücadelenin en iyi burada filizleneceğine inandığından burada yakın
arkadaşlarıyla “ Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kurmuştur.
Ali
Fuat CEBESOY, kitabında Mustafa Kemal’in milliyetçi yönünden de bahsetmiş ve
bununla ilgili bir anısını da anlatmıştır. Mustafa Kemal topçu stajını Şam’da
yaparken, Ali Fuat CEBESOY ise stajını Selanik’te yapmaktadır. Ali Fuat
CEBESOY, “ İttihat ve Terakki Cemiyeti” ni ilk olarak burada tanımış ve bu
cemiyete katılmıştır. Bu cemiyetin ise bir lideri yoktur. Ali Fuat CEBESOY,
cemiyetin lidersiz olarak fazla bir aşama kaydedemeyeceğini düşünmektedir.
Aklından geçen en iyi lider Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal ise Şam’da Beşinci
Ordu Kurmay Dairesi’nde Kolağası (Ön Yüzbaşı; Yüzbaşılık ile Binbaşılık
arasındaki rütbe) olarak görev yapmaktadır. Fakat tek hedefi Makedonya’ya,
Selanik’e gitmektir. Çünkü en iyi mücadelenin orada verilebileceğini
bilmektedir. Bu hedef çerçevesinde Hakkı Paşa’ya Selanik’e atanması konusunda
ricalarda bulunur. Hakkı Paşa da bu atamayı uygun görür. Mustafa Kemal, 16
Eylül 1907’de Üçüncü Ordu’ya atanır. Ancak daha Selanik’e varmadan Müşirlik
Dairesi onu Manastır’a atamıştır. Ne var ki, bu bir formalitedir. Çünkü Ordu
merkezi dahilindedir. Mustafa Kemal Selanik’e geldiğinde, bir kolayını bulup
onu Kurmay Kurulu’nda görevlendirmişlerdir. Mustafa Kemal Selanik’te
çalışmalarına başlar, bu arada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Vatan ve
Hürriyet Cemiyeti birleşir.
Mustafa Kemal’in hedefi sadece Padişaha Meşrutiyet’i
kabul ettirmek değildir. Bu Meşrutiyet’i kendi başına bir Türk Devleti üzerinde
kurmaktır. Büyük çabalar ve çalışmalardan sonra 23 Temmuz 1908’ de önce
Manastır, daha sonra Selanik’te Meşrutiyet ilan edilir. Selanik “Yaşasın
Hürriyet !” naralarıyla sallanırken Mustafa Kemal’in aklında ise hürriyetin
ilan edilmesinden çok “Ya şimdi ne olacak ?” sorusu dolaşmaktadır. Zira
devrimin önderi ve uygulayabileceği bir programı yoktur. Meşrutiyetin ilanından
sonra yapılacak ilk davranış, orduyu politikadan kurtarmak olacaktır. Zira
devrimi başarmak için orduya dayanan İttihatçı önderler iktidarlarını
sürdürebilmek için ordunun politik çalışmalarında gereksinim duymaktaydılar. Bu
süreç içinde Mustafa Kemal’i uzaklaştırma çabalarına kalkışmışlar ve
Trablusgarp’a oradaki isyanı bastırmak üzere göndermişlerdir. Asıl amaçları, bu
isyanda Mustafa Kemal’in tuzağa düşürülmek ve silahlı çatışmada öldürülmesini
sağlamaktır. Fakat Mustafa Kemal bu tuzağa düşmeyerek isyanı süratle bastırmış
ve Selanik’e dönmüştür. 14 Nisan 1909’da İtalyan gazeteleri İstanbul’da bir
ayaklanma olduğunu, meclisin kapandığını yazmışlardır. O zaman kullanılan Rumi
takvime göre bu tarih 31 Mart 1325’tir. Eski düzenin geri gelmesini isteyen
gericilerin çıkardığı bu isyan, tarih sayfalarına 31 Mart Olayı olarak
geçmiştir. 15-16 Nisan gecesi, Mustafa Kemal önderliğinde Hareket Ordusu ve bu
orduya katılan Mahmut Şevket Paşa ve Kolağası Kazım Karabekir’in birlikleri, 19
Nisan’da İstanbul halkına bir bildiri yayınlamışlardır. 24 Nisan’da Hareket
Ordusu, Sirkeci, Aksaray, Beyoğlu ve Edirnekapı yönlerinden İstanbul’a
girmişti. 27 Nisan’da ise Milli Meclis halinde toplanıp, Sultan Hamit’i
indirerek yerine Reşat Efendi’yi Sultan Beşinci Mehmet adıyla tahta
çıkarmışlardır. Bu süreçten sonra ise istiklal mücadelesine gidilmektedir.
3.
KİTABIN ANA FİKRİ
Atatürk’ün okul yıllarında ki yaşadıkları en yakın arkadaşı
olan Ali Fuat Cebesoy tarafından gençlerimizle Atatürk’ün o yaşlarda neler
yaptığını neler düşündüğünü acı tatlı anılarını paylaşmak ve gençlere bir fikir
vermek istenmektedir.
4.
KİTAPTAKİ
OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ali Fuat Cebesoy, Atatürk’ü
harbiye’ye girdiğinde tanımış ve hayatları boyuncada iyi birer arkadaş
olmuşlardır.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurulmasında büyük emeği geçen Atatürk’ün yakın arkadaşları ve çevresindeki
kişilerden de bahsetmektedir.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Ali Fuat
Cebesoy, aslen bir yazar olmamasına rağmen Atatürk hakkında okuduğum kitaplar
arasında en akıcı olanıdır. Aralarında geçen olayları, anıları, yaptıkları
vukuatlıklarına kadar açıkça yazan Ali Fuat Atatürk’ün öğrencilik hayatını,
okuyucuyu eğlendirecek ve aynı zamanda düşündürecek şekilde aktarmıştır.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Ali Fuat
Cebesoy, Harp Okulu’nda Atatürk ile tanışmış, Atatürk’le aynı görüşleri
paylaşan yegane arkadaşlarından biridir. Türkiye cumhuriyeti’nin oluşumunda
önemli görevler üstlenmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder