KİTABIN ADI
|
SAVAŞÇI
|
KİTABIN YAZARI
|
DOĞAN CÜCELOĞLU
|
YAYIN EVİ VE
ADRESİ
|
SİSTEM
YAYINCILIK
BEYOĞLU/İSTANBUL
|
BASIM YILI
|
KASIM 1999
|
1.KİTABIN KONUSU:
Psikoloji alanında
tanınmış bir öğretim görevlisi olan yazarın, bir öğretmen olan Arif Beyin iç
çatışmalarına psikolojik yöntemlerle çözüm bulma çabalarını konu alan,
çoğunlukla söyleşi şeklinde yazılmış bir kitaptır.
2. KİTABIN ÖZETİ:
Yazar kitabına e.e.cummings’in “Seni diğerlerinden
farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, Kendin olarak
kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı,
Artık hiç bitmez!.. “ sözüyle başlıyor. Kitabın adı olan savaşçı sözü bu
anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Kitabın içerisinde yer alan karakterlerden
yazarın kendisi, gerçekte de olduğu gibi algılama, öğrenme, psikoloji ve
iletişim konularında uzman ve tanınmış bir öğretim görevlisi; Arif Bey ise
mutsuz, kendini aptal gibi hisseden, ne istediğini bilmeyen, yalnız, kendisini
kaybolmuş hisseden bir sınıf öğretmeni. İki karakterin tanışmalarından sonra
kitap içerisindeki konular yazar ve Arif Bey arasında Arif Bey’in soruları ve
yazarın; hayatı, psikolojiyi, toplumu, felsefeyi, iletişim ve insan
ilişkilerini konu edinen cevaplarıyla, soru-cevap şeklinde okuyucuya
aktarılıyor.
Birinci bölümde arayıştan söz
ediliyor. Anlamını yitiren bir yaşamın temel sorununun bireyin varoluşunda
sadece kendisi için önemli gördüğü kişiler tarafından tanınmayı, kabul
edilmeyi, sevilmeyi, özlenmeyi, değerli bulunup güvenilmeyi istemesi biçiminde
yaşaması, kendine özgün bireysel yaşamın olmaması, kendi yaşamının dansını
yapamaması olduğu anlatılıyor. Savaşçıdan (Özgün yaşamaya kendini adayan insan)
bahsediliyor ve arayışa geçme zamanının geldiği hatırlatılıyor.
İkinci bölümde arayış sonucunda farkına varma ve
uyanıştan söz ediliyor. Kişi ancak uyandıktan sonra, daha önce uyuyor olduğunu
kavrıyor. Yazar CARL SUNG’ın “Kendi kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır; kendi
yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir.
Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır,
kendini keşfeder.” sözüyle uyuyan kişinin uyuduğunu bilmezse gördüğünün rüya
olduğunu anlayamayacağını ve farkına varmanın uyanış için ne derece önemli
olduğunu vurguluyor.
Peki bundan sonra ne olacaktır. Üçüncü bölümde niyet
etmekten ve savaşçının anlamından bahsediliyor. Savaşçının başkası için değil,
kendi gönlü, kendi niyetiyle, kendi yaşamı için savaşçı olduğu vurgulanıyor.
Niyetin de anlamlı ve coşkulu bir yarın yaşatmak için yapılması, ancak bu
yarının “kişisel bütünlük içinde bildiğimizi bilerek, bilmediğimizin farkında
olarak, ikisi arasındaki farkın bilincinde gerçeğe sürekli saygılı olarak“
atılabileceği belirtiliyor.
Dördüncü bölümde yarını ancak kişisel bütünlük içinde
yaratabileceğimizden ve bütün kötülüklerin anası, bütün yanlışlıkların,
geriliklerin kaynağının gerçeğe saygısızlık olduğu Mevlana Celaleddin-i
Rumi’nin “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüyle vurgulanıyor.
İlişkilerde tutarlılık ve vicdan konuları işleniyor.
Beşinci
bölümde yarını yaratmak için güçlü olmak gerektiğini söylüyor. Bu gücün nereden
geleceği sorusuna, “kim olduğunu bil” diyor. “Kişinin gerçek gücü ortada” ve
devam ediyor: “nasıl konuşacağını bil; kiminle, neyi, nerede, ne zaman ve nasıl
konuşacaksın? En önemlisi niçin konuşacaksın? BİL” diyor.
Altıncı bölümde yaşamdaki sorumluluk ve savaşçının
sorumluluğundan bahsediliyor. Yaşam kimin sorumluluğu? diye bir soruya yazar
“Kimine göre ana-babanın; kimine göre evlendiği eşinin; kimine göre komşusunun;
kimine göre onu çalıştıran şirketin; kimine göre devletin; kimine göreyse
yaşamda sorumluluk diye bir şey yoktur.” diyor.
Yedinci
bölümde “Şimdi ve şu anı yaşama tembelliği” neden bu kadar yaygın? Neden
görmeyiz bize bakan gözleri, neden kırarız gönülleri, neden pişmanlıklar içinde
yuvarlanır gideriz? Sorularının yanıtı savaşçının ölüm bilinci içinde
irdeleniyor.
Sekizinci
bölümde sıradan, kaybolmuş, güçsüz bir insanın dahi savaşçı olabileceği, bunun
yolunun da değişim olduğu belirtiliyor. Bu değişimin nasıl olacağı sorusuna
“Farkına vararak ve farkına vardığını yaşayarak.” diyor yazar.
Dokuzuncu bölümde bitmemiş işlerle tanışıyoruz.
Bitmemiş işler bitmeden gücümüzü kazanamayacağımız; şimdi ve şu anın
tembelliğinden kurtulmamız gerektiği anlatılıyor ve örnek olarak onuncu bölümde
Don Juan savaşçı olmanın güçlü örneklerini veriyor.
On birinci bölümde Arif Bey’le yazarın son
buluşmasında konuşulanlar genel bir gözden geçiriliyor. Arif Bey’in ilk
tanışmadaki psikolojik durumu ile en son durumu karşılaştırılıyor.
Konuşulanların gözden geçirilmesi yapılırken yazar kitabın bütününü daha sade
ve açık bir dille özet şeklinde okuyucuya tekrar veriyor. Bir insanın
düşüncelerinin ve yaşamının nasıl değişebileceği konusu Arif Bey’in
düşünceleriyle ortaya konuluyor.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayat boyu yaptığımız davranışlar hakkında sorduğumuz
neden ve niçin sorularını cevaplayabilmenin en önemli şartı kendi benliğimizin
ve çevremizin farkına varmaktır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yazar kitabına e.e.cummings’in “Seni
diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,
Kendin olarak kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş
bir başladı mı, Artık hiç bitmez!.. “ sözüyle başlıyor. Kitabın adı olan
savaşçı sözü bu anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Kitabın içerisinde yer alan
karakterlerden yazarın kendisi, gerçekte de olduğu gibi algılama, öğrenme,
psikoloji ve iletişim konularında uzman ve tanınmış bir öğretim görevlisi; Arif
Bey ise mutsuz, kendini aptal gibi hisseden, ne istediğini bilmeyen, yalnız,
kendisini kaybolmuş hisseden bir sınıf öğretmeni. İki karakterin
tanışmalarından sonra kitap içerisindeki konular yazar ve Arif Bey arasında
Arif Bey’in soruları ve yazarın; hayatı, psikolojiyi, toplumu, felsefeyi,
iletişim ve insan ilişkilerini konu edinen cevaplarıyla, soru-cevap şeklinde
okuyucuya aktarılıyor.
5. KİTAP HAKKINDA
ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Benim görüşüme göre ; yazar kitabın
psikolojik ve felsefe konulu olmasından dolayı okuyucuya sürükleyici gelmesi
amacıyla kitabı söyleşi şeklinde yazmıştır; bu da kitabın benzerlerinden farklı
olarak daha çok tercih edilmesine yol açmıştır. Kitap, biz insanların en büyük
sorunlarından biri olan yaptığımız işten zevk alamamızın nedenlerini
araştırmakta ve bunun en büyük nedenininde olan bitenin hiçbir zaman farkına
varamamamızdan kaynaklandığını ileri sürmekte; bu mantık çerçevesinde hayattan
zevk almamız için değişik öneriler sunmasının yanı sıra felsefe tarihini de
değinmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder