ÖYKÜ
· Gerçek ya da düş ürünü bir
olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatıdır. Kısa oluşu, yalın bir olay
örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek
ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve
diğer anlatı türlerinden ayrılır.
· Öyküde, olayın geçtiği yer
sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde
gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.
Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle
ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma
sürpriz sonlara olanak verir.
· Eski Yunan’daki fabl ve
kısa romanslar, Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak
19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir
tür haline gelebildi. Edgar Allan Poe’nin
Grotesk ve Arabesk öyküleri adlı eseriyle yalnızca Amerika Birleşik
Devletleri’nde değil Avrupa’da da etkili oldu. Almanya’da Heinrch von Kleist, ve E. T. A. Hoffmann, psikolojik ve metafizik
sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar.
· 20. yüzyıla girildiğinde
öyküler ilk kez genellikle gazete ve dergilerde yayınlanıyor ve bu yüzden gazeteciliğe
özgü yerel renkler taşıyordu. Bret
Harte’nin öyküleri, Ruyard Kipling’in
Hindistan’daki yaşamı anlatan öyküleri, Mark
Twain’in Missisippi öyküleri bu özelliktedir.
· Rusya’da Gogol,
Dostoyevski, Turgenyev ve Çehov’un
öyküleri, öykü türünün edebi eserler arasında sağlam bir yere oturmasına büyük
katkı sağladı.
Türk edebiyatında öykü
· Türk edebiyatında Batılı
anlamdaki ilk öyküler Tanzimat döneminde yazıldı. İlk öykü yazarları, Ahmed Midhat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai ve Nabizade Nazım’dı. Türk öykücülüğünü yetkinliğe
kavuşturan yazar ise Halit Ziya Uşaklıgil oldu.
Edebiyat-ı Cedide döneminde yalın diliyle dikkat çeken Uşaklıgil, titiz
gözlemciliğiyle gerçekçi öykü geleneğini başlatan yazardır. Bu dönemin diğer
yazarları Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mehmet
Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Saffeti Ziya idi.
· 2. Meşrutiyet’in ilanından
sonra gelişen yeni edebiyat akımıyla birlikte öyküde toplumsal ve siyasi
sorunlar işlenmeye başladı. Türkçe’de yabancı sözcüklerin temizlenmesi, yazımda
konuşma dilinin hakim olması, taşra yaşamının gerçekçi bir üslupla edebiyata
taşınması gibi özelliklerle bilinen bu dönemde Ömer Seyfettin, Türk öykücülüğünde yeri bir çığır açtı.
Onu Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri
Güntekin, Refik Halit Karay izledi. F.
Celaleddin, Selahattin Enis, Sadri Ertem, Cemal Kaygılı, Sabahattin Ali, Kenan
Hulusi Koray, Nahit Sırrı Örik, Bekir Sıtkı Kunt, Mahmut Şevket Esendal
Cumhuriyet dönemi öykücülüğünü hazırlan isimlerdir.
· Cumhuriyet dönemi 1930’lar
sonrasını kapsar. Bu dönemde alışılmışın dışında bir öykü dünyası kuran Sait Faik Abasıyanık, Halikarnas Balıkçısı (Cevat
Şakir Kabaağaç), diyalogların usta yazarı Orhan
Kemal, Mehmet Seyda, Samet Ağaoğlu, Sabahattin Kudret Aksal, Kemal Bilbaşar,
Kemal Tahir ve Ahmet Hamdi Tanpınar öykü
yazarları olarak ön plana çıktı. Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve
üslup zenginliğiyle sürmektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder