|
Kitabın Adı
:
|
Miskinler Tekkesi |
|
Kitabın Yazarı
:
|
Reşat Nuri GÜNTEKİN |
|
Yayın
Evi Adresi :
|
Can yayın evi, Babıali cad.,
Sıhhıye Apt., No:19, Kat:2, Cağaloğlu-İstanbul
|
|
Basım Yeri
:
|
İSTANBUL
|
Kitabın Konusu:
Çalıştığı
işte şerefli ve dürüst davranmasından dolayı evine fazla para getiremeyen ve
bunun sonucunda da ev halkının isyan ederek ailenin dağılmasını anlatıyor.
Kitabın Özeti:
Ali Rıza Bey, Altın
Yaprak A.Ş.'de bir mülkiye memurudur. Kendisi fakir olmasına rağmen çok şerefli
bir insandır. Karısı, onun talihine pek ağır başlı ve temiz bir kadın
çıkmıştır. Ali Rıza Bey’in beş çocuğu vardır. Dördü kız biri ise erkektir.
Bir gün, kasabada ki eski arkadaşının
karısıyla karşılaşır. Arkadaşı vefat etmiştir. Kızı ise evde işsiz kalmıştır.
Ali Rıza Bey bu kızı kendi kızlarıyla ayırmamaktadır. Bu nedenle onu işe
götürür, bu sırada patronunun eski bir öğrencisi olduğunu öğrenir. Muzaffer Bey
bu kızı işe alır. Kız birkaç ay çalıştıktan sonra Muzaffer Bey’i yoldan
çıkarır. Bir gün kızın annesi Ali Rıza Bey’in yanına gelir ve kızıyla Muzaffer
Bey arasındaki olanları anlatır. Ali Rıza Bey olanlara dayanamayıp işten
ayrılır.
Ali
Rıza Bey’in oğlu Şevket çok akıllı bir insandır. Üniversiteyi bitirdikten sonra
bir bankada işe girer. Artık babası çalışmadığı için evin bütün yükü Şevket’in
üzerine biner. Bankada çalıştığı sıralarda Şevket’in başından kötü bir olay
geçer. Evli bir kadınla ilişkiye girmiştir. Ali Rıza Bey bu olaya önce tepki
göstermiş fakat sonra evlenmelerine izin vermiştir. Düğün gecesi... Ev baştan
başa aydınlık içerisinde... Kapılar pencereler açılmış ikide bir caz bantlar
açılmış çalıyor. O susunca neşeli kahkahalar, haykırışlar, çığlıklar...
Ali
Rıza Bey’in kızları Leyla ve Necla artık evden sıkılmış ve isyan etmektedir.
Büyük kızı Fikret ve küçük kızı Ayşe ise hiçbir şeye karsı çıkmamaktadır.
Eve
bu yeni kadının gelmesi Leyla ve Necla’nın işine çok yaramıştır. Bu kadın
çeşitli yollarla Şevket’i borca sokmuştur. Bu nedenle Şevket hapise girmek
zorunda kalmıştır. Şevket iki yıl hapis yemiştir.
Leyle
ve Necla babalarına karşı hiç saygı duymamaktadır. Düşündüklerini babalarına
söylemekten hiç çekinmemektedirler.
Bu
sıralarda büyük kızı Fikret’e bir talih çıkar ve evlenmek istemektedirler.
Fikret bunun için Adapazarı’na gider. Böylece ağacın yapraklarından biri kopup
gitmiş olur. Bu sırada Ferhunde de evden ayrılmış olur.
Ali
Rıza Bey’in bir tek ümidi kalmıştır.
Vakit geçirmeden Leyla ile Necla’ya
hayırlı birer kısmet bulup başından atmaktır. Necla bir süre Suriyeli biri ile
evlenir ve Suriye’ye gider. Bu sırada Leyla çok fena hasta olmuştur. Doktor onu
temiz havada bulundurmalarını istemiştir. Bu nedenle Ali Rıza Bey Leyla’yı
serbest bırakmıştır. Bir süre sonra Ali Rıza Bey kızının bir avukatın metresi
olduğunu öğrenir. Bu nedenle Ali Rıza Bey kızı Leyla’yı evden atar. Avukat
Leyla’ya bir daire kiralamıştır ve ona bakmaktadır. Ona aylık belli bir miktar
para verir.
Bu olaylar sürüp giderken Ali Rıza
Bey ile Hayriye Hanım’ın araları iyice bozulmaktadır ve sık sık
tartışmaktadırlar. Leyla gittikten sonra Ali Rıza Bey ile Hayriye hanım
arasında büyük bir kavga kopar. Bunun üzerine ali rıza bey Adapazarı’na kızı Fikret’in yanına gider.
Burada fazla kalamayacağını anlayınca on beş gün sonra İstanbul’a tekrar döner
fakat eve gitmez. Bir süre sonra hastalanır ve hastaneye yatar. Bunu duyan kızı
Leyla ve karısı Hayriye Hanım hastaneye
koşarlar. Ali Rıza Bey taburcu olduktan sonra kızı Leyla’nın evine gider ve
hayatının geri kalanını karısı ve kızı Ayşe ile sürdürür.
Kitabın Ana Fikri:
Şerefli
dürüst bir babanın fazla para
kazanamaması ve parasızlığa sitem olarak bunu kabullenmeyen aile bireylerinin
bir bir aile bağlarını kopararak evden ayrılmaları; bunların farkında olan
babanın, oğlunun ve kızının da başlarına gelen kötü olayları evdeki uğursuzluk
romanın anafikridir.
Buradaki,
ailedekilerin evden gidişleri de yaprağını döken bir ağca benzetilmiştir.
Kitaptaki olaylar ve şahısların değerlendirilmesi:
ALİ
RIZA BEY: Elli yaşın üstünde,
saçı sakalı ağarmış yaşlı biri. Şerefli namuslu evden pek çıkmayan bir insan.
HAYRİYE
HANIM: 40 yaşlarında, gözlüklü, orta güzellikte biri. Ağır başlı
temiz ev işleri ile uğraşan bir insan.
MUZAFFER
BEY:Genç ve yakışıklı biri. Zeki çalışkan mali durumu iyi bir
insan.
ŞEVKET: 20 yaşlarında babası
gibi temiz iyi kalpli derslerinde başarılı birisi.
FİKRET:15 yaşlarında sosyal
hayatı sevmeyen iyi kalpli bir kız.
Kitap hakkında şahsi görüş:
Eser gerçek hayattada olabilecek türden bir eserdir.
Burada yoksulluğun kötü bir şey olmadığını herşeyin parayla olmayacağını
bilmeliyiz. Aile büyüklerimizin sözünden çıkmamak herzaman hayat olumlu bakıp
güler yüzlü olmak bu parçadan almamız gereken derslerdendir.
Yazar hakkında bilgi:
Reşat Nuri
Güntekin
25 Kasım
1889 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ni
bitirdi (1912). Bursa’ da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli
okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili
(1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için
gittiği Londra’ da öldü. İstanbul’ da Karacaahmet Mezarlığı’nda gömülü.
Yazı hayatına Birinci
Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye)
1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları
yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi,
1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde
tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan
Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş
ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı
diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak
taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu
atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük
hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi
Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine
girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm
eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi
hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış
oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. 7 Aralık
1956’da İstanbul’da öldü.
ESERLERİ:
Hikaye kitapları: Tanrı Misafiri
(1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930),
vb.Gezi yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)Oyunları
içinde en ünlüleri Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Ziyafeti (1955)’
dir. Bütün eserleri ölümünden sonra, eşi tarafından, bir külliyat halinde
yeniden bastırıldı.
Yorumlar
Yorum Gönder