İSLAMİYET
ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI (GEÇİŞ DÖNEMİ EDEBİYATI )
Türkler onuncu yüzyıldan itibaren
kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye başlamışlardır. İslam kültürünün
etkisiyle yavaşa yavaş yeni bir edebiyat ortaya çıkmıştır. Kendine özgü
nitelikleri ve kurallarıyla “Divan Edebiyatı” adını verdiğimiz dönemin oluşumu
13.. yüzyıla kadar gelir. Daha sonra bu edebiyat anlayışı 19.yüzyıla kadar
etkin bir şekilde varlığını sürdürür.
Diğer yandan, İslamiyet'ten önceki
“Sözlü Edebiyat Dönemi”, İslam kültürünün etkisiyle içeriğinde küçük
değişimlere uğrayarak “Halk Edebiyatı” adıyla gelişimini sürdürür. Yani, bir
anlamda “Halk Edebiyatı” dediğimiz edebiyat, İslamiyet'ten önceki
edebiyatımızın İslam uygarlığı altındaki yeni biçimlenişidir. Oysa “Divan
Edebiyatı” tamamen dinin etkisiyle şekillenmiş bir edebiyattır.
Türklerin Müslüman olduğunu kabul
ettiğimiz 10.yüzyılla, Divan edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilen 13.
yüzyıl arasında İslamiyet'in etkisi altında verilmiş olan, bir anlamda geçiş
dönemi ürünlerimiz sayılan eserler yer almaktadır.
İLK İSLAMİ ÜRÜNLER
KUTADGU BİLİG: Eserin
adı “mutluluk veren bilgi” anlamına gelir. Yazarı, Yusuf Has Hacip’tir.
Karahanlılar zamanında (XI. yüzyıl-1070) yazılmış, ideal bir devlet yönetiminin
nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Esrin dilinde henüz Arapça ve
Farsça etkisi yoktur. Birimi beyit, ölçüsü aruz, kalıbı fe u lün/fe u lün /fe
ul’dür. Bilinen üç nüshası, bugün Fergana, Viyana ve Mısır’da
bulunmaktadır.
DİVAN Ü LUGAT-İT TÜRK: Eserin adı, “Türk Dili’nin toplu(genel)
Sözlüğü” anlamına gelir. Adından da anlaşılacağı gibi, eser bir sözlüktür;
Araplara Türkçe’yi öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bundan dolayı, Türkçe’nin
Arapça karşısında savunulduğu bir eser olarak değerlendirilir. Eserde Türkçe
sözcüklerin anlamları Arapça’yla açıklanmakta ve her maddeden sonra birtakım
Türkçe metinler örnek olarak verilmektedir. Kaşgarlı Mahmut tarafından
XI. yüzyılda yazılan eserin asıl önemi de, işte bu derleme Türkçe metinlerden
ileri gelmektedir. Eserine bir de Türk illerinin haritasını koyan Kaşgarlı Mahmut, Türkçe sözcüklerin
açıklamalarını yaparken dört yüze yakın dörtlükten oluşan şiirlerle
atasözlerini (sav) örnek olarak verir. Divan-ı Lügat-it Türk, Türk dilinin ana
eseri, Türk edebiyatının ve folklörünün bir hazinesi olarak kabul edilmektedir.
Edebiyatımızda aruz ölçüsünün
ilk kullanıldığı eser olarak kabul edilmektedir. Eserde adaleti, aklı, saadeti
ve devleti temsil eden dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla yazar,
devlet idaresinin ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğini anlatır. Hakaniye
Türkçesiyle yazılmış olan eserde 7500 civarında Türkçe sözcük Arapça olarak
açıklanmıştır. Ayrıca Türk boylarının dilleri ve Türk illeri hakkında bilgi
verir.
ATABETÜ’L-HAKAYIK: 12. yüzyılda Edip Ahmet tarafından aruz ölçüsü (Şehname) vezni) ve
dörtlüklerle yazılmıştır. Eserin adı “Hakikatler Basamağı” anlamındadır.
Hakaniye Türkçesiyle yazılmış olan eserde, bilginin fayydası, cehaletin
zararları, cömertlik, cimrilik, iyi ve kötü huylar anlatılarak halka yararlı
olmak amacı güdülmüştür. Dini-ahlaki bir eserdir. Edip Ahmet’in bu eseri
yazarken Kutadgu Bilig’den etkilendiği bilinmektedir.
DİVAN-I HİKMET: 12. yüzylda Ahmet Yesevi tarafından dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle
yazılmış dini, tasavvufi ve öğretici bir eserdir. Dörtlüklerin her birine
“hikmet” adı verilmiş ve bu hikmetler Orta Asya ve Anadolu’da yayılarak halkı
derinden etkilemiştir. Yesevilik tarikatının da kurcusu olan Ahmet Yesevi daha
sonra Anadolu’da kurulan pek çok tarikata kaynak olmuştur.
Orta Asya ve Türk boylarının bulunduğu bölgelerde yüzyıllarca sevilerek
okunan “Bakırgan Kitabı”nın yazarı olan Süleyman Ata da, Ahmet Yesevi’nin
haleflerinden biridir.Onun eseri de dini, tasavvufi ve öğretici şiirlerden
oluşmaktadır.
DEDE KORKUT HİKAYELERİ: Oğuz Türklerinin Rum, Abaza ve Gürcülerle yaptıkları
savaşlara ait destani hikayelerdir. Halk arasında söylene söylene 14.yüzyılda
son şeklini almış ve 15. ve 16. yüzyılda yazıya geçirilmiştir. Hikayelerin
yazarı belli değildir. Dede Korkut hikayeleri on iki hikaye ile bir önsözden
oluşmaktadır. Desten geleneğinden halk öykücülüğüne geçiş dönemi ürünleridir.
Hikayelerde olaylar nesir, kahramanların duygu ve düşünceleri nazımla dile
getirilmiştir. Arı bir dil kullanılmış, olağanüstü olaylar yer verilmiştir
Türkçenin canlı ve doğal anlatım
güzelliğini gösteren hikayelerde ses tekrarları da sıkça yer almaktadır.
Dede Korkut hikayelerinintam nüshası
Almanya’da Dresden Kütüphanesi’ndedir.
Yorumlar
Yorum Gönder