HALİT FAHRİ OZANSOY
20.yy şair ve yazarlarından Halit Fahri Ozansoy, 12 Temmuz 1891 yılında
İstanbul’da dünyaya geldi. Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi)'yi bitirerek,
1916 yılında sınavla Muğla Lisesi’ne edebiyat öğretmeni oldu. İki yıl kadar Muğla ve Konya'da çalıştıktan
sonra 1956 yılında emekli oluncaya kadar kırk yıl süreyle İstanbul'da pek çok
okulda edebiyat öğret-menliği yaptı.
İlk şiirleri lisede öğrenciyken Rübap
(1912) ve Şebal (1912-1913) dergilerinde çıkan Halit Fahri, 1914-1918
yılları arasında adını aruz şiirleriyle duyurmuş, sonra Yeni Mecmua’da ard
arda hece ölçüsüyle yazdığı
şiirlerini yayımlayarak Hecenin Beş Şairi’nden biri olmuştur.
Nedim adında 18 sayı süren
haftalık bir dergi çıkarmış; kendisinin, Reşat Nuri, Faruk Nafiz, Selahattin
Enis gibi şair ve yazarların ilk yazıları bu dergide yayımlanmıştı.
Sonraki şiirleri en çok Hayat,
Ayda Bir, Serveti Fünun-Uyanış (derginin yazı işleri müdürlüğünü de
yapmıştır.), Çınaraltı, Varlık, Hisar dergilerinde basılmıştır.
Eserlerinde objektif tasvirlerle
sübjektif sıfatlar arasında bir denge vardır.
Şiirlerinde çoğunlukla egzotik
sahnelere, masal alemlerine, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara, aşk ve
ölüm temalarına rastlanan Halit Fahri, 23 Şubat 1971 yılında seksen yaşında da
vefat etmiştir.
11 şiir kitabı, sonuncusu düz
yazı 8 oyunu, 2 romanı, 3 anı kitabı olan şairin,; çeviri ve roman oyunlarının;
batı edebiyatı üzerinde inceleme sayısı 50’ye yakındır.
ESERLERİ
Şiir
Kitapları
Rüya (1912)
Cenk Duyguları(1917)
Efsaneler(1919)
Zakkum (1920)
Bulutlara Yakın (1920)
Gülistanlar Harabeler (1922)
Paravan (1929)
Balkonda Saatler(1931)
Sulara Dalan Gözler (1936)
Hep Onun İçin (1962)
Sonsuz Gecelerin Ötesinde (1964)
Romanları
Sulara Giden Köprü (1939)
Aşıklar yolunun Yolcuları (1939)
Oyunları
Baykuş (1916)
İlk şair (1923)
Sönen kandiller (1926)
Nedim (1932)
On yılın Destanı (1933)
Hayalet (1936)
Bir dolaptır dönüyor (1958)
İki Yanda (1970)
VATAN DESTANI
O kadar dolu ki
toprağın şanla,
Bir değil, sanki bin vatan gibisin,
Yüce dağlarına çöken dumanla,
Göklerde yazılı destan gibisin
Hep böyle bulutlar, içinde başın,
Bir değil, sanki bin vatan gibisin,
Yüce dağlarına çöken dumanla,
Göklerde yazılı destan gibisin
Hep böyle bulutlar, içinde başın,
Hilali kucaklar
her vatandaşın
Geçse de
asırlar, tazedir yaşın.
O kadar
leventsin fidan gibisin.
Çiçeksin bayılır
kuşlar kokundan,
Her dalın bir
yay, ki zümrüt okundan.
Müjdeler
fısıldar Ergenekon’dan
Bu sese gönülden
hayran gibisin
Ey bütün cihana
bedel Türk eli,
Açtır cenklerin
yoktur evveli,
Tarih bir nehir
ki çoşkundur seli,
Sen ona nisbetle
umman gibisin
Bir yandan hep
böyle taştın köpürdün,
Bir yandan cefall bir ömür sürdün,
Fakat ne derece ezildinse dün,
Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin.
Bir yandan cefall bir ömür sürdün,
Fakat ne derece ezildinse dün,
Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin.
Yeni bir ay ördün al bayrağına,
Girdin en sonunda irfan bağına;
Medeni hayatın nur ırmağına,
Ezelden susamış cihan gibisin.
ŞADIRVANLAR
1
Musluklarında ince bir
aheng-i şir’-i şuh
Mermer sütunlarında
güvercinler ağlaşır,
Baygın
cıvıldaşır,
Munis şırıltılarla akar
musiki-i ruh
2
Ra’şan ezanların uzanır
aks-i nalişi,
Sessiz, boş avlularda
küçük kumrular gezer
Durgun
minareler
Dinler şırıltılardaki
eş’ar-ı cuşişi.
4
Hulyalı servilerden
uçar hasta bir reca,
Yorgun pırıldaşır,
der-i mescidde hep sarı
Kandil ziyaları,
Abdest alır
şadırvanların altında bir hoca...
5
musluklarında ince bir
aheng-i şi’r-i şuh
mermer sutunlarında
güvercinler ağlaşır,
baygın cıvıldaşır,
munis şırıltılarla akar
musik-i ruh....
Yorumlar
Yorum Gönder