|
KİTABIN ADI
|
BEYAZ GEMİ
|
|
KİTABIN YAZARI
|
CENGİZ AYTMATOV
|
|
YAYIN EVİ
|
ÖTÜKEN
|
|
BASIM YILI
|
1991
|
|
SAYFA SAYISI
|
174
|
1.
KİTABIN
KONUSU: Çok sevdiği dedesiyle yaşayan bir çocuğun inandığı iki masal ve bu
masalarla yaşayan çocuğun hayallerinin yıkılışı.
2.
KİTABIN
ÖZETİ:
Onun iki masalı vardı. Biri
kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi Kıvrak Mümin
anlatmıştı ona. Şimdi ben bunlardan söz edeceğim.
Çocuğun yaşadığı yerde üç aile
otururdu. Ailelerden biri çocukları olmayan teyzesi ve bakmakla sorumlu
oldukları ormanın gerçek görevlisi Orozkul enişteydi. Diğer aile ise Orozkulun
emrinde çalışan Seydahmet ve ailesiydi. Çocuk dedesi ve üvey annannesiyle
yaşıyordu. Babası ve annesi ayrılmış ve şehre taşınmışlardı. İkside yeniden
evlenip, eşleriyle yeni çocuklar yapmışlardı. Çocuğun duyduklarına göre, babası
Beyaz Gemi’de çalışıyordu. Bu yüzden çocuk sürekli dürbününü alıp tepeye çıkar
ve Beyaz gemiyi izleyip balık olma hayalleri kurardı.
Çocuk yedi yaşını doldurmuş sekizine basıyordu. Dedesi ona,
‘Maşin-Mağaza’ denilen otomobiliyle, dağlarda sürü besleyenlere öteberi satmak
için dolaşan ve bazende çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine gelen satıcıdan bir
okul çantası aldı. Çünkü çocuk gelecek yıl okula gidecekti. Yaşadıkları yere en
yakın okul beş kilometre uzaktaki bir okuldu. Dedesi onu her gün okula atla
götürüp sonra geri getirirdi.
Yaşadıkları yerin tek çocuğu olduğu için arkadaşları
taşlar, çiçekler, dürbünü, çantası ve çok sevdiği dedesiydi.
Dedesi ona hep Boynuzlu ;Maral Ana’ nın soyundan
geldiklerini söyler ve masalını anlatırdı. Çok eskiden olmuş bu olay. Sibirya’
da Enesay(Yenisey) Nehri kıyısında, bir Kırgız kabilesi yaşarmış. Bir gün,
Enesay Nehri kıyısında Kırgızlar ölen yaşlı başbuğlarının cenaze törenini
yapıyorlarmış. Kıgızların bütün çadırları nehir boyunca dizilimiş. Hiç
beklenmedik olay işte o zaman olmuş. Enesaylılar birbirleriyle ne kadar kanlı
bıçaklı ourslarsa olsunlar, bir cenaze töreninde komşularına saldırmazlardı.
Ama o gün, düşman komşulardan biri, hiç görünmeden Kırgız Ordugâhını
kuşatmıştı. Birden ve her yandan hücuma geçtiler. Hiçbir Kırgız atına binecek,
kılıç kuşanacak vakit bulamadı. Hiçbiri sağ kalıp bu olayı hatırlamasın,
kalleşliklerini duyurmasın ve öc almaya kalkışmasın istiyorlardı. İşte böyle
yaptılar…Yaptılar ama…
Zengin ganimetlerle çekilen düşman askerleri ormanda
büyüklerin sözünü dinlemeyip oyun oynamaya giden iki çocuğu fark edememişlerdi.
Çocuklar ağlaya ağlaya ata baba yurduna döndüler. Ama tek canlıya rastlamadılar.
Korkudan ne yapacaklarını bilmeyen çocuklar, ağlaya ağlaya
düşmanlarının arkasından koştular. Çocuklar en sononunda düşmanın yanına
vardığında, düşman hükümdarı çocukların uçurumdan nehre atılması için yaşlı bir
kadına görev verdi. Boynuzlu Maral Ana, çocukları ona vermesi için kadına
yalvardı. Ve onları çok uzaklara götüreceğine dair söz verdi.
Maral Ana çoocukları alıp çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine
getirdi. Burada çocuklar büyüyüp soylarını devam ettirdi. Bu insanlarca
marallar kutsal sayılıyordu. Ama zaman ilerledikçe gözü dönen insanlar
maralları atalarının mezarlarına, kutsal maral boynuzu koymak için öldürmeye
başladılar. Kısa sürede maralların soyu o bölgede tükendi. İnsanlara darılan
Maral Ana uzaklara gitti.
Orozkul bir gün birisine kereste vermek için söz vermişti.
Kaynatası Mümin ile ağacı getirirken marallara rastladılar. Bu Mümin için çok
önemli bir olay olmasına rağmen, açgözlü Orozkul için hiçbir şey ifade
etmiyordu. Ağacı indiriken çok gecikmişlerdi. Çayı geçecekleri zaman ağaç kayaların
arasına sıkıştı ve Mümin ağacı orada bırakmalarını istedi. Aksi Orozkul böyle
birşeyin imkansız olduğunu söyledi ve Mümin’e torunu okuldan getirmesi için
izin vermedi. O zamana kadar kimseye karşı gelmeyen Mümin torununu daha fazla
bekletemeyeceğini söyledi ve çocuğu okuldan almaya gitti. Çocukla
karşılaştıklarında çocuk dedesine çok kızmıştı ama dedesi maralların geldiğini
söyleyince tekrar barıştılar.
Eve döndüklerinde Orozkul çok
sinirlenmiş ve teyzesi Bekey halayı evden kovmuş ve Mümin’ i işten atmıştı.
Ertesi gün adam ağacı almak için bir
kamyonla vadiye geldi. Mümin kendini affettirmek ve karısının ısrarı ve kızının
mutluluğu iiçn onlarla birlikte gitti. O gün çocuk hastalanmış evde yatıyordu.
Adamlar maralları görünce iştahları
kabardı ve onlala ziyafet çekmeye karar verdiler. Torununun ve kızının
geleceğini düşünen Mümin Ana Maralı vurmak zorunda kaldı. Maralların
vurulduğunu gören çocuk dedesi de
fenalaşınca, nahre atlayıp balık olmak istedi. Ama hiçbir
zaman balık olamayacağını bilmiyordu!
3. ANAFİKRİ: İnsanlara
elimizden geldiğince iyi davranmak ve
onların inançlarına saygılı davranmak, kibirli olmamak.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Çocuğun dedesi son derece hoşgörülü, herkes tarafından
sevilen ve kendinden çok sevdikleri düşünen büyük bir insan. Bu yüzden insanlar
ona Kıvarak Mümin derdi ve kitabın kahramanı olan çocuğun en çok sevdiği
insandı. Üvey annesi ise iyi biri olmasına karşın aksi bir kişiliğe sahipti.
Eniştesi Orozkul kitaptaki en kötü karekterdir. Çocuğu olmamasından dolayı,
devamlı isyan eden, insanları küçük gören birisidir. Seydahmet ise iyi olmasına
karşın tembel ve cahilliğinden dolayı açgözlü bir kişidir.
4.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ
GÖRÜŞLER: Herkesin severek okuyacağı ve dersler
çıkaracağı çok güzel bir roman.
5. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA
BİLGİ:
Yazar yaşayan büyük Türk yazarlarının önde
gelenlerindendir. Kırgız Türkü olan yazarın diğer eserleri; Aişi Kurdun
Rüyaları, Cemile, Sultunmurat, Yıldırım Sesli Manascı, Yüzyüze, Deniz Kıyısında
Koşan Ala Köpek
Yorumlar
Yorum Gönder