Okullarda bize öğretilen en temel bilgilerin başında Türkçenin sondan eklemeli bir dil olduğu ve Ural-Altay Dil Ailesinin Altay koluna ait olduğu anlatılır. Aslında temel bir bilgi konusunda bir şeyler söylemek de gerekmez. Lakin biz bu kitabi bilgiyi pek örneklendiremeyiz. Çünkü, iki Altay dilini mukayese edebilecek durumda değilizdir. Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Japonca gibi dillerle akrabadır, Fince ve Ugorca ile de uzak akrabadır ama biz bu dilleri bilmediğimiz için söyleyecek bir şeyimiz de olmuyordu. Geçen gün Ayhan Ayvaz imzalı bir elektronik postada Ayhan Bey, Türkçe ile Moğolca’yı karşılaştırmış ve birbirine benzeyen kelimeleri de bu küçük çalışmada sunmuş. Benzerlik tabii ki sadece bu kelimelerle sınırlı değil, cümle yapısı da birbirine benziyor şüphesiz ve daha nice benzer kelimeler var. Bu örneklerden anlıyorum ki Türklerin Moğolcayı öğrenmeleri pek zor gözükmüyor. Aynı birbirine akraba Batı dillerinden birini bilenin diğerini de kolayca öğrenmesi gibi, biz de arzu edersek Altay dillerinden birini rahatlıkla öğrenebiliriz. Hem de diğer dilleri öğrenmek için harcadığımız zamanın çok daha azını harcayarak bu işi başarabiliriz gibi geliyor bana.
Şimdi Ayhan Bey’in hazırladığı tabloya bir göz atalım:
MOĞOLCA.....................................TÜRKÇE
Aga (büyük kardeş).......................Aga
Bahatur (yiğit, kahraman)............Bahadır
Çağ (zaman)...................................Çağ (zaman, bin yıl)
çai....................................................Çay
Çeçek.............................................Çiçek
Çerig (asker)..................................Çeri
Çü (gerçekten)............................Çün, çünkü
Eke (anne)..................................Eke (abla, kraliçe)
Ekin (başlangıç)...........................Erken
Elçi............................................Elçi
Em (ilaç)..................................Em (ilaç, çare)
Ere (adam, koca).....................Er
Yal (ateş)...............................Yalaz (ateş, kor)
Cicik (küçük).......................Küçük, cücük
Cil (yıl)...................................Yıl
Köke (gök, mavi)...................Gök
Küçün................................Güç (Kayseri’de gücün derler)
Mal (büyük baş hayvan)............Mal
Modun (ağaç)........................Odun
Narin..................................Narin
Obuğ (kabile)..........................Oba
Ordu (kamp, saray).........................Ordu
Kağan..................................Kağan
Kamuğ (hepsi).......................Kamu (halk, hepsi, tümü)
Kan......................................Han
Kara......................................Kara
Katun................................Hatun
Sabung...............................Sabun
Sandali...............................Sandalye
Tamga...............................Damga
Temür................................Demir
Tingri................................Tanrı
Tosun...............................Tosun
Törü.....................................Töre
Tümen (on bin)...................Tümen
Ulus........................................Ulus
Üre.......................................Ürün
Üye (eklem)........................Üye (aza)
Yara....................................Yara
Velhasıl kelam, Ayhan Bey’in gönderdiği birçok örnekten seçtiğim bu tablodakiler dahi meseleyi anlamamıza yeterli oldu. Türkçe ile Moğolca, akrabalıktan da öte birbirinden inanılmaz derecede kelimeler almış iki dildir.
Bugün Moğolistan topraklarında başta Orhun Kitabeleri olmak üzere binlerce Türk eserinin kaldığını düşündükçe bu ortaklığın ne kadar eski temelleri olduğunu anlamak zor değil.
Aslında gerek tarihsel ortaklıktan gerekse bu dillerin birbiriyle olan akrabalığından dolayı acaba gençlerimizi Moğolca, Japonca, Fince, Ugorca, Mançu Dili gibi dillere ilgi gösterirler mi düşünmekteyim. Keşke gösterseler. Atlarla geldik ata topraklardan ama şimdi atlarla olmasa da eski yurtlara bilinçli bir şekilde dönüp tarihimizi, dilimizi, kültürümüzü araştırmak ne güzel olurdu.
Şimdi Ayhan Bey’in hazırladığı tabloya bir göz atalım:
MOĞOLCA.....................................TÜRKÇE
Aga (büyük kardeş).......................Aga
Bahatur (yiğit, kahraman)............Bahadır
Çağ (zaman)...................................Çağ (zaman, bin yıl)
çai....................................................Çay
Çeçek.............................................Çiçek
Çerig (asker)..................................Çeri
Çü (gerçekten)............................Çün, çünkü
Eke (anne)..................................Eke (abla, kraliçe)
Ekin (başlangıç)...........................Erken
Elçi............................................Elçi
Em (ilaç)..................................Em (ilaç, çare)
Ere (adam, koca).....................Er
Yal (ateş)...............................Yalaz (ateş, kor)
Cicik (küçük).......................Küçük, cücük
Cil (yıl)...................................Yıl
Köke (gök, mavi)...................Gök
Küçün................................Güç (Kayseri’de gücün derler)
Mal (büyük baş hayvan)............Mal
Modun (ağaç)........................Odun
Narin..................................Narin
Obuğ (kabile)..........................Oba
Ordu (kamp, saray).........................Ordu
Kağan..................................Kağan
Kamuğ (hepsi).......................Kamu (halk, hepsi, tümü)
Kan......................................Han
Kara......................................Kara
Katun................................Hatun
Sabung...............................Sabun
Sandali...............................Sandalye
Tamga...............................Damga
Temür................................Demir
Tingri................................Tanrı
Tosun...............................Tosun
Törü.....................................Töre
Tümen (on bin)...................Tümen
Ulus........................................Ulus
Üre.......................................Ürün
Üye (eklem)........................Üye (aza)
Yara....................................Yara
Velhasıl kelam, Ayhan Bey’in gönderdiği birçok örnekten seçtiğim bu tablodakiler dahi meseleyi anlamamıza yeterli oldu. Türkçe ile Moğolca, akrabalıktan da öte birbirinden inanılmaz derecede kelimeler almış iki dildir.
Bugün Moğolistan topraklarında başta Orhun Kitabeleri olmak üzere binlerce Türk eserinin kaldığını düşündükçe bu ortaklığın ne kadar eski temelleri olduğunu anlamak zor değil.
Aslında gerek tarihsel ortaklıktan gerekse bu dillerin birbiriyle olan akrabalığından dolayı acaba gençlerimizi Moğolca, Japonca, Fince, Ugorca, Mançu Dili gibi dillere ilgi gösterirler mi düşünmekteyim. Keşke gösterseler. Atlarla geldik ata topraklardan ama şimdi atlarla olmasa da eski yurtlara bilinçli bir şekilde dönüp tarihimizi, dilimizi, kültürümüzü araştırmak ne güzel olurdu.
Yorumlar
Yorum Gönder