ERCİYES’TEN Mİ DİYELİM, ERCİYES’DEN Mİ?
Öğretmenlerimizin daha ilkokul sıralarından öğrettiği bir “fıstıkçı şahap” vardı. İşte o “fıstıkçı şahap”taki sekiz ünsüz, dilimizdeki sert ünsüzlerdir. Bir kelime sert ünsüzle bitmiş ise (fstkçşhp), o kelimeye gelen ek de sert bir ünsüz olmak zorundadır.
Yani Erciyes’ten yazılışı doğru, Erciyes’den yazılışı yanlıştır.
Özellikle “kitapcı” veya “çiçekci” türü yazılışları görüyorum. Bunları “kitapçı” ve “çiçekçi” biçiminde yazmamız gerekir.
Özellikle de sayıların sonuna ekler getirilirken bu kural sanırım unutuluyor. Yukarıdaki örneklerdeki gibi, kural burada da işleyecektir.
Yani 1975’ten, 1965’te şeklinde yazmak zorundayız; çünkü bu sayıların sonundaki beş kelimesi “ş” sert ünsüzü ile bitmektedir.
Kİ’NİN YAZILIŞINDAKİ HATALAR HAT SAFHADA
Türkçede ek olan ki ile bağlaç olan ki’nin birbirinden ayrılamaması sonucu oluşan yazım hataları devam edip gidiyor.
Ben faydası olur umuduyla şöyle pratik bir açıklama getirmek istiyorum:
“Ki”nin ek olduğunu anlamak için sıfat veya zamir olarak kullanıldığına dikkat edilmelidir.
Yani ya ismi etkileyip ismin bir durumunu açıklayacak (sıfat) ya da ismin yerini (zamir) tutacaktır.
Örnekler verelim: duvardaki resim, yarınki maç, karşıdaki ev gibi örneklerde ki, bir başka sözcüğü etkilediği ve bir özelliğini açıkladığı için ek kullanımına örnektir ve bitişik yazılmalıdır.
Diğer bir ek kullanımı ise ismin yerini tutmasıyla ilgidir. Bendeki, sendeki, bizdeki, arabadaki, evdeki gibi örnekleri cümlede kullanırken bir ismin yerine kullanmışsak yine ek kullanımına örnektir ve bitişik yazılmalıdır.
Konuyla ilgili bir cümle üretelim:
Sizin araba arıza yaptıysa bizimkiyle gidelim, cümlesinde “bizimki” ifadesi geçer ve buradaki “ki”, araba isminin yerini tutmaktadır.
Bağlaç olan ki’nin ise bu tür görevleri yoktur. Bağlaç olan ki, ya kelimeleri ya da cümleleri birbirine bağlamakla görevlidir ve ayrı yazılmalıdır.
Örnek verelim:
“Sen ki bu işleri bilen adamsın”, cümlesinde ki ayrı yazılmıştır ve doğrudur. Buradaki görevi sadece sözcükleri birbirine bağlamaktan ibarettir. Yanındaki ismi etkileme veya ismin yerini tutma görevi yoktur ve ek değildir. Öyleyse ayrı yazılmalıdır.
Bir başka örnek:
“Bir de bakmış ki karşısında babası duruyor” cümlesinde ise “ki”, cümleleri birbirine bağlamıştır ve ayrı yazılmıştır. Burada da yanındaki ismi etkileme veya ismin yerini tutma görevi olmadığı için ek değildir ve bitişik yazılamaz.
ÖNEMLİ BİR AYRINTI:
Türkçemizdeki şu bağlaçların bitişik yazılması ise alışkanlık halindedir: sanki, oysaki, mademki, belki, halbuki, çünkü. Bu örnekleri nerede kullanırsanız kullanın bitişik yazmalısınız.
DİKKAT:
Bazen “çünki” veya “dünki” gibi yazılışları da görüyorum. Bunları “çünkü” ve “dünkü” şeklinde yazmak doğrudur.
BAZI HARFLERİ EKSİK YAZMAK YANLIŞTIR
Bazen de “assubay”, “çif sayı”, “rasgele”, “çifçi”, “süpriz” gibi yazılışlara rastlıyoruz. Bu sözcüklerin yazılışında harf eksikliği vardır ve yazım yanlıştır. Bunları “astsubay”, “çift sayı”, “rastgele”, “çiftçi” ve “sürpriz” biçiminde yazmalıyız. Doğrusu budur.
“KOĞMAK”, “OĞMAK” “ÖĞÜNMEK” OLUR MU?
Bazı fiillerin yazılışında “ğ” ile “v” arasında gidip gelen bir karmaşa yaşanıyor. Mesela “koğmak”, “oğmak” ve öğünmek” fiillerindeki “ğ”leri “v” ile yazmak gerekir. Doğrusu “kovmak”, “ovmak” ve övünmek” biçiminde olmalıdır.
KISALTMALARA KISA OKUNUŞLARINA GÖRE EK GETİRELİM
Kısaltmaları yazarken, kısaltmaya ek de getirilecekse insanlar tereddüt yaşıyorlar. Acaba kıslatmaya gelen ek, kısa okunuşuna göre mi, uzun okunuşuna göre mi getirilmelidir. Doğru cevap, kısa okunuşuna göre olmalıdır.
TV’nda (yanlış) - TV’de (doğru)
TBMM’ne (yanlış) – TBMM’ye (doğru)
DPT’nın (yanlış) – DPT’nin (doğru)

Yorumlar
Yorum Gönder