ARZ EDERİM
Kimisi bitişik yazıyor arz ederim’i, kimisi ayrı yazıyor. Ben soruyorum, neden bitişik yazıyorsunuz diye. Cevap genellikle yöneticilerin isteğinin bu doğrultuda olduğu yönünde oluyor. Gerçi son yıllarda büyük bir düzelme olmakla beraber, yine arz ederim sözünü bitişik yazanlar var.
Bu tür birleşik fiillerin bitişik yazılabilmesi için bir ses hadisesine ihtiyaç vardır. Yani hissetmek, zannetmek, affetmek sözlerindeki gibi ünsüzün birinin artmış olması ya da emretmek, şükretmek, sabretmek gibi örneklerde olduğu gibi ünlünün birinin düşmüş olması gerekir. Arz etmek fiilinde bunların hiçbiri olmadığına göre hangi gerekçeyle bitişik yazacağız? Gerekçemiz yok. Öyleyse ayrı yazmaya devam edelim.
Arz etmek fiili gibi, sevk etmek, fark etmek gibi fiilleri de bitişik yazmak için gerekçemiz yoktur. Öyleyse onları da ayrı yazmaya devam edelim.
AĞRI DAĞI, ERCİYES dağı
Ağrı Dağı yazarken dağ kelimesinin “D”si büyük yazılıyor da neden Erciyes dağı derken dağın “d”si küçük yazılıyor? Çünkü, Ağrı Dağı ifadesinde birinci kelime bir şehir adıdır. Yani Ağrı isminden sonra yeni bir özel ad daha meydana getirmeniz için tür adı önem arz eder ve Ağrı Dağı, Ağrı Ovası, Ağrı Platosu gibi adlarda olduğu gibi tür adını belirtme zorunluluğu vardır. Yoksa yeni özel ad teşekkül etmez. Halbuki Erciyes adını doğrudan doğruya söyleseniz dahi karışabileceği başka bir özel ad yok. Yani Erciyes şehri, Erciyes ırmağı yoktur. Böyle olunca tür adı etkili değildir ve küçük harfle yazılır.
Buna benzer örnekler üretelim: Konya Ovası, Tuz Gölü, İstanbul Boğazı, Van Gölü gibi örneklerde her ikisi de büyük harfle yazılmalıdır. Tuna nehri, Aral gölü, Dicle nehri, Fırat nehri isimlerde tür adını büyük harfle başlatmaya gerek yoktur.
KAYSERİ VALİLİĞİNE
Bir zamanların bir hastalığı vardı. Bütün kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler, hemen bir kesme işareti (‘) ile ayrılırdı. Aslında kesme işaretine büyük fonksiyonlar yüklemek yazarken yazının pratik yazılmasına da mani oluyordu. Şimdi, şükürler olsun ki, kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler, keseme işareti ile ayrılmıyor:
Örnekler:
Kayseri Valiliğine,
Türkiye Büyük Millet Meclisine,
“Mİ” HER ZAMAN AYRI YAZILIR
Dikkat edilmesi gereken yerlerden birisi de “mi” soru edatının her zaman ayrı yazılması konusudur. Soru anlamı taşısın ya da taşımasın, hiç fark etmiyor, mi’yi kesinlikle ayrı yazmak gerekir.
Onun arabası var, güzel mi güzel… diye başlayan bir şarkı vardı. Burada mi edatı pekiştirme görevi görmüş ve soru anlamı yok haliyle. Peki ne olacak bu durumda? Hiç fark etmiyor. Türkçemizde “mi” soru edatının bitişik yazıldığı bir örnek dahi yoktur. Nerede kullanılırsa kullanılsın ayrı yazılmalıdır.
Bir de Türkçeyi katledenler ve hayali “mi”ler üretenler vardır.
“Bugün yanıma gel miyeceksin, öyle mi?” diyor. Demesi bir şey değil, bir de böyle yazıyor. “gel-mi-yeceksin” şeklinde konuşan kişi, eğer böyle yazarsa olumsuzluk eki –me/-ma’yı “mi”ye çevirmiş demektir ki bu resmen bir yazım hatasıdır.
Doğrusu: “Bugün yanıma gelmeyeceksin, öyle mi?” biçimindedir.
Gereksiz yere yapılan bu darlaşmalardan uzak durmak gerekir.
Bizim dilimizde darlaşma, yani yazı dilinin kabul ettiği ses olayı genellikle –yor eki ile ilgilidir.
Mesela: gelmiyor diyebiliriz. –yor eki, kendisinden önceki geniş ünlüleri darlaştırır. Demek ve yemek fiillerinde de darlaşma örneklerine rastlanır. Mesela: diyor, yiyor, diyecek, yiyecek, diye, yiye, diyen, yiyen örnekleri yazı dilinin kabul ettiği örneklerdir. Bunun dışındaki her darlaşma konuşma dilinden kaynaklanıyor ve sonuçta da yazım yanlışı oluyor demektir.
“VE” “İLE” NASIL YAZILMALI
İki tane bağlaç, biri “ve” diğeri de “ile”dir. Bunları asla büyük harfle başlatmak doğru değildir. Yazı başlığında dahi olsalar küçük harfle başlatılmalıdır. Okuduğunuz kitaplardan hatırlayınız. “Suç ve Ceza”, “Leyla ile Mecnun” hep böyle yazılmıyor mu? Aynen böyle yazmaya devam edelim.
“YA DA”, “VEYA”
“Ya da” bağlaçlarını her zaman ayrı, “veya”yı da her zaman bitişik yazalım.

Yorumlar
Yorum Gönder