Anlatım Bozukluğu Ders Notu


Bir cümlenin anlaşılmasını güçleştiren, yanlış anlaşılmasına ya da hiç anlaşılmamasına sebep olan anlatım kusurlarına anlatım bozukluğu denir.

ANLATIM BOZUKLUĞUNA YOL AÇAN NEDENLER

1) GEREKSİZ KELİMELERİN KULLANIMI: Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması veya bir kelimenin anlamının diğer kelime veya ekte bulunmasıdır.

Doktor, biraz istirahat edip dinlenmesini istedi.
Belki yarın gelebilir.
Dün sıcaklık sıfırın altında eksi on dereceydi.
Oldukça kilolu ve şişman bir kardeşi var.
Bu tür yanlış ve hataları tuhaf karşılarız.
Oldukça neşeli, şen bir insandı.
Hemen hemen yaklaşık üç ay tatil yapıyoruz.
İşte bu yüzden dolayı sizi buraya çağırdık.
Sanırım o da anlıyor olmalı.
Sınav yaklaştıkça heyecanım giderek artıyordu.
Her gün okula yaya yürüyerek gidiyorum.
Bu hatayı yeniden tekrarlamanı beklemiyorum.
Yıllar sonra birden çıkageldi.
Aramızdaki mevcut anlaşmazlığa son vermeliydik.

2) YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN KELİMELER: Bir cümlede kastedilen anlama ters düşen veya yanlış anlaşılmalara yol açan kelimelerdir. Sözü söyleyenin, kullandığı kelimelerin anlamını yeterince bilmemesinden kaynaklanır.

Süresiz aynı şeyleri anlatıyordu.
Bu kadar kibar davranmanıza gerekçe yoktu.
İki bina da birbirine çok yaklaşık yapılmıştı.
Okuldan öğretim belgesi aldı.
Konusunda yetkili birisiydi.
Çuvalın ağzının bağımlı olması gerekiyor.
Toplantıda kendisini bütün üyelere tanıştırdı.
Bütün yaşantısı köyde geçti.
İki köy arasına hava hatları döşendi.
Bu, yalnızca sana özge bir davranıştı.
Türkiye ekonomik açıdan Batıya bağlı bir ülkedir.

3) ÇELİŞEN KELİMELERİ BİRLİKTE KULLANMA: Cümleye birbiriyle çelişen anlamları katan kelimelerin birlikte kullanılmasıdır.

Aşağı yukarı tam iki saat önce buradan geçti.
Hemen hemen tam iki saat bekledim.
Eminim bu sıralar Ankara’ya yetişmiş olmalı.
Sanırım bu sorunun cevabını kesinlikle o verir.
Belki bir gün mutlaka dönecektir.
Kuşkusuz gördükleriyle yetinmiş olmalı.
Çalışmalara iki yıldan beri başladık.

4) GEREKSİZ YARDIMCI FİİL KULLANIMI: Yardımcı fiilden önceki isim soylu kelime, ek-fiille fiil haline getirilebiliyorsa, yardımcı fiilin kullanımı gereksizdir.

Yine hasta olmuş.
Memur olmak için bin kişi başvuruda bulunmuş.
Her şey çok pahalı olmuş.
Not: Yardımcı fiilin eksikliği de bir anlatım bozukluğudur. Ek alarak fiilleşemeyen isimlerin yüklem olması için bu isimler, yardımcı fiil almak zorundadır. Bu kurala uyulmazsa anlatım bozukluğuna yol açılır.

Babama teşekkür elini öptüm.
Ona yardım vicdanî bir sorumluluktur.
Allah’a şükür, sofradan kalktık.

5) KELİMELERİN YANLIŞ YERDE KULLANIMI: Cümlenin yanlış anlaşılmasına veya tamamen anlamsızlaşmasına sebep olan yanlış kullanımdır.

İzinsiz inşaata girilmez.
Yüzme en iyi denizde öğrenilir.
Burada bekleme yapılmaz.
Seni ilk tanıdığım günden beri seviyorum.
Ağrısız kulak delinir.
Bu ilaç bana etki etmiyor.
Çok başım ağrıyor.
Senden uzun süredir kuşku ediyorum.
Çok güneşte kaldı.
Yeni derse başlamıştım ki sen geldin.
Gittikçe su bulanık olmuştu.
Araba yolculuğu beni sersem etti.

6) ÖZNE EKSİKLİĞİ: Sıralı cümlelerde ikinci cümle birinci cümleden farklı bir özne gerektiriyorsa bu özneyi belirtmemek anlatım bozukluğuna yol açar.

Hiçbiri başarısız olmayı istemiyor, çok çalışıyordu.
Kardeşimin, geceleri sık sık ateşi yükseliyor; ateşi yükseldikçe de terliyordu.
Yazının müsvetteleri temize çekilip gazeteye gönderildi.
Kalemin mürekkebi bitince yazmaz oldu.
Zavallı çocuğun sinirleri bozulmuş, ders çalışamıyor.
İnşaatta çalışan adamın kolu kırılmış, hastaneye kaldırılmış.

7) ÖZNE-YÜKLEM UYUMSUZLUĞU

a.Kişi Yönünden: Özne, kişi zamirlerinden yalnızca biriyse, yüklem de o kişinin ekini alır.
Sen sınavı kazanacaksın.
Özne birden çok kişi zamirinden oluşuyorsa:
1.Özne birinci kişi zamiri (ben, biz) varsa, yüklem birinci çoğul kişi ekini alır.
Ben, sen, o; yarın gezmeye gideceğiz.
Siz ve biz, birlikte çalışırsak, başarabiliriz.

2.Özne de yalnızca II. Ve III. kişi zamirleri (sen, o, siz, onlar) varsa, yüklem ikinci çoğul kişi ekini
alır.
Sen ve o, yarın ders çalışacaksınız.

Örnekler:
Bu sonuca arkadaşım da ben de çok üzüldüm.
Sen, o ve ben bir yaz gecesi oraya gittim.
Biz, öğrenciler ve siz veliler bir ailesiniz.
Ben onsuz, o bensiz yaşayamaz.

b.Olumluluk-Olumsuzluk Yönünden: Bazı belgisiz zamirler özne olarak sadece olumlu veya
olumsuz yüklemlere bağlanırlar. Bu zamirler kendilerinden sonra gelen cümlelerin özneleri gibi görünmemeleri için ikinci cümleye uygun özneyi yerleştirmek gerekir.
Kimse seni suçlamıyor; aksine haklı olduğunu düşünüyor.
Herkes bu tür ilişkilerden nefret ediyor, hiçbir yerde konuşulmasını istemiyordu.
O yıllarda herkes benden kaçtı; yardımıma koşmadı.
Hiçbiri benim söylediklerime inanmak istemiyor, kendi kalabalıklarında ısrar ediyordu.

c.Tekillik-Çoğulluk Yönünden: Türkçe’de genel kural, özne çoğul olursa yüklem çokluk; özne tekil
olursa yüklem tekil olur.

Kardeşim okula başladı.
Ali ve arkadaşları maçı izleyecekler.
Ancak bu kuralın şu istisnaları vardır:
Cansız varlık veya hayvan adları çoğul biçimde özne olursa yüklem tekil olur. Aynı şekilde bazı belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur.
Ayakkabılarım su almaya başladılar.
Kitaplarım çalınmışlar.
Kulaklarım eskisi gibi işitmiyorlar.
Bu elmalar kurtlanmışlar.
Köpekler acı acı havlıyorlardı.
Herkes tam zamanında toplantıya geldiler.
Hiçbiri kendi işini bitirmeden bize yardım etmezler.
Yalnızca kişileştirme yapılması durumunda yüklem çoğul olabilir.
Dağlar, baharla birlikte yeşil kürklerini giydiler.
Nisan rüzgârları değince ağaçlar keyifle sallanıyorlar.

8) NESNE EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde ilk cümlenin, nesne dışındaki bir öğesi, ikinci cümlenin nesnesi olarak düşünülür ve böylece ikinci cümlenin nesne eksikliği ortaya çıkar.

Pantolonun ütüsünü beğenmeyip tekrar ütüledi.
Kitap okumayı çok seviyor, elinden bırakmıyor.
Sorulara bir bir cevap verdi, galiba kolay bulmuştu.
Bana güvensin, sevsin istedim.
Bana bir zararı olmuyor; aksine hep koruyordu.
Ona ilgi gösteriyor ve koruyordu.
Kapıya yaklaştı, yavaşça açıp dışarı çıktı.
Deftere bazı şeyler yazdı ve çantasına yerleştirdi.
Meyvelere zarar veren, çürüten böceklerle mücadele etmeliyiz.

9) ÖZNE- NESNE UYUMSUZLUĞU: Öznenin insan bildiren çoğul bir addan oluştuğu cümlede, nesnenin söz konusu özneye ait bir varlık olması durumunda; nesneyi bildiren kelimenin çoğul olması gerekir.

Bu çocuklar ne yapacağını iyi bilirler.
Onlar görevini yaptılar; şimdi iş size düşüyor.

10) DOLAYLI TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde bir yükleme uyan dolaylı tümlecin diğer yükleme uymamasıdır.

Arkadaşından nefret ediyor, düşmanca davranıyordu.
Bizi sever, her zaman hoşgörüyle yaklaşırdı.
Eve gelmesiyle gitmesi bir oldu.
Dostlarını çok beğeniyor, hiç yalan söylemiyordu.
Memleketini çok özlemişti, dönmek istiyordu.

11) EDAT TÜMLECİ EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde ortak unsur olmadığı halde ortak olarak kabul edilen edat tümleci durumundaki bir unsurun anlatımı bozmasıdır.

Bu zorluklara nasıl dayandı, (onlarla) nasıl başa çıktı.
Ona gülüyor ve alay ediyordu.
Kardeşine küstü; aylarca konuşmadı.
Elektrikle oynama, çarpar.

12) TEMEL CÜMLENİN YÜKLEM EKSİKLİĞİ: Genellikle, biri olumlu diğeri olumsuz iki cümleyi tek yükleme bağlamaktan kaynaklanır.

Duyduklarınızın hiç birine, gördüklerinizin yarısına inanın.
Buraya buğday tohumu ve fidan diktik.
Roman okumayı çok, ders çalışmayı hiç sevmiyor.
Ne o bana ne ben ona merhaba dedim.
Sinemaya bazen, tiyatroya hiç gitmem.
Seni almaya ya baban ya da ben geleceğim.
Sinemada pasta ve gazoz içtik.

13) YAN CÜMLECEĞİN YÜKLEM EKSİKLİĞİ: Temel cümlede görülen yüklem eksikliğinin, yine aynı sebeplerle yan cümlede ortaya çıkmasıdır.

Okur yazar ve akli dengesi bozuk olmayan herkes milletvekili olabilir.
Doktor, hastanın tuzlu yemekler ve alkol kullanmasını yasakladı.

14) ÇATI UYUMSUZLUKLARI: Girişik birleşik cümlelerde birden çok fiilimsi bulunuyorsa, bunların çatı yönünden aynı olmamaları anlatım bozukluğu doğurur.

O kadar çalışır (çalışıyor) fakat anlamıyor.
Sonucu biliyor, şimdiden hazırlık yapılıyordu.
Çok düşünüp az konuşulduğu zaman sözün değeri iki kat artar.
O ödevini bitirdi ve teslim edildi.
Arabasını boyatarak satıldı.
Bu davranış onu üzmüştü, çok kırılmıştı.

15) AD TAMLAMASI YANLIŞLARI:

Bu seçimde bizi desteklemeyeceğini adım gibi biliyorum. (onun, senin)
Her öğretmen, öğrencilerinin problemleriyle yakından ilgilenmesi gerekir. (öğretmenin)
Babamın, baş ağrıları tutunca aspirin içerdi. (babam)
Derneğimizin üye ve ikinci başkanıdır.

16) SIFAT TAMLAMASI YANLIŞLARI:

Öncelik arzeden birçok sorunlarımız olduğunu bilmiyor değilim.
Onlar, sulusepken kara ve soğuğa aldırmadan bahçede çamaşır yıkıyorlardı.

17) ATASÖZÜ VE DEYİM YANLIŞLARI: Atasözü ve deyimlerin yapısının bozulmasından veya deyimlerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanır.

Sınavı kazanamayacağını anlayınca etekleri zil çaldı. (etekleri tutuşmak)
Aklını soğan (peynir) ekmekle mi yedin?
Çok şüphecidir, pireyi deve yapar.
Onu bir yerden gözüm kestiriyor ama nereden?
Sevinçten kulakları ağzına varıyordu.
Sürekli tartışıyor gıkı çıkmıyordu.
Sevincinden küplere bindi.
Her aslanın gönlünde bir yiğit yatar.
Küçük balık büyük balığı yutar.
Yorganını ayağına göre uzat.

18) ÇOĞUL EKİNİN GEREKSİZ KULLANIMI: Çokluk bildiren bir sıfatla belirtilmiş adlara çoğul eki getirilemez.

Gezdiğim birçok memleketlerden biri de Almanya’dır.
Geçen yıl da birçok canlar (can) aldı bu kavşak.
Onların taşındığından haberlerimiz yoktu.
Ne kadar arkadaşların varsa, hepsini çağır.

19) NOKTALAMA EKSİKLİĞİ: Özellikle virgülün kullanılmayışı anlatım bozukluğuna yol açar.
Kadın hastanın kulağına bir şeyler fısıldadı.

Yabancı ülkede çok rahat davranıyordu.
Genç kızın elindeki paketi almaya çalıştı.
Çocuğun annesi gelinceye kadar burada beklemesi gerekiyormuş.
Bu konunun en can alıcı noktasıdır.

20) DÜŞÜNCE VE MANTIK HATALARI: Cümlede anlatılanların, mantık ölçülerine vurulduğunda çelişkili olmasıdır.

Ekmek bulamadıysanız neden pasta yemediniz.
Çok şükür işlerimiz takır tukur gidiyor.
Dersi iyi dinlemek için anlamak gerek.
Çocuk terbiyeli üstelik ağzı çok bozuk.
Hukuk fakültesini bırak, iki yıllık okulu bile beğenmiyor.

Yorumlar